Saygılı Yarlıg

Ortaklığın Giderilmesi Davası Ne Kadar Sürer?

Son güncelleme: 24 Ekim 2026 · Hazırlayan: Saygılı Yarlıg AI

Ortaklığın giderilmesi davasının ne kadar süreceği, ay cinsinden sabit bir yasal süreyle önceden belirlenmiş değildir. Yargılamanın uzunluğu; uyuşmazlığın kapsamına, tebligatların tamamlanmasına, inceleme ihtiyacına ve mahkemenin işleyişine göre değişir. Bu nedenle dava süresi ile dava sırasında uygulanacak usul sürelerini birbirinden ayırmak gerekir.

Son günü elle saymayın: süre hesaplama aracı tebliğ tarihinden son günü tatilleri hesaba katarak ücretsiz hesaplar.

Davanın süresi ve hukuki dayanağı

Ortaklığın giderilmesi davasının ne zaman sonuçlanacağını ay olarak sabitleyen tek bir süre yoktur. Süre; mahkemenin dosyayı incelemesi, tarafların usul işlemlerini tamamlaması ve uyuşmazlığın niteliğine göre yürütülen yargılama aşamalarının toplamından oluşur. Bu nedenle başka bir dosyada görülen süre, yeni bir dosya için ölçü kabul edilemez.

Davanın usul işlemlerine ilişkin süreler ilgili usul kanunu hükümlerine; ortaklığın giderilmesi talebinin esasına ilişkin değerlendirme ise ilgili kanun hükümlerine dayanır. Kanun, belirli bir bitiş ayı taahhüt etmez. Taşınmazın aynen bölünüp bölünemeyeceği, paydaşların ve ilgililerin belirlenmesi, değerleme ve satış süreci gibi konular takvimi etkileyebilir.

Süre ne zaman başlar: tebliğ ve e-tebligat

Dava süresi ile taraflara tanınan işlem süreleri aynı kavram değildir. Dava açıldığında yargılama başlar; fakat cevap, beyanda bulunma veya başka bir usul işlemi için verilen süre, ilgili işlemin muhatabına usulüne uygun biçimde bildirilmesiyle gündeme gelir. Bu başlangıç, işlemin niteliğine ve uygulanacak hükme göre belirlenmelidir.

Fiziki tebligatta tebliğ mazbatasındaki tarih; elektronik tebligatta ise sistem kayıtları ile kanunen tebliğ edilmiş sayılma tarihi incelenmelidir. Elektronik bildirimin adrese ulaştığı anı doğrudan süre başlangıcı kabul etmek her durumda doğru değildir. Tebligatın geçerliliği veya muhatabın belirlenmesi konusunda sorun varsa hesaplama yapılmadan önce bu hususlar açıklığa kavuşturulmalıdır.

Usul süreleri nasıl hesaplanır?

Hesaplamada önce sürenin hangi işlem için verildiği ve gün, hafta ya da ay üzerinden mi belirlendiği saptanmalıdır. Gün olarak belirlenen sürelerde genel hesap, tebliğ gününü izleyen günden başlar. Ay veya hafta olarak düzenlenen sürelerde ise bitiş gününün bulunmasına ilişkin ilgili kanun hükümleri ayrıca uygulanır.

Tatil günlerinin ara tarihlere rastlaması, kural olarak bu günlerin hesaptan çıkarılması anlamına gelmez. Sürenin son günü resmî tatile denk gelirse son günün hangi güne uzayacağı ilgili usul kuralına göre belirlenir. İşlem elektronik ortamda yapılacak olsa dahi, son günü ve işlemin tamamlandığını gösteren kaydı ayrıca kontrol etmek gerekir.

Yer tutuculu örnek hesap

[DAVALI] için [İŞLEM] süresinin [SÜRE] olduğu varsayılsın. Tebligat fiziki olarak [TEBLİĞ TARİHİ] tarihinde yapılmışsa, gün üzerinden hesaplanan süre bakımından başlangıç genel olarak bu tarihi izleyen gündür. Son gün, sürenin türüne ve ilgili kanun hükümlerine göre belirlenir; [SON GÜN] bu hesabın sonucunu gösterecek yer tutucudur.

Tebligat elektronik yolla yapılmışsa [E-TEBLİGATIN ULAŞTIĞI TARİH] tek başına yeterli olmayabilir. Önce [KANUNEN TEBLİĞ TARİHİ] saptanmalı, ardından aynı hesap yöntemi uygulanmalıdır. Son gün tatile rastlıyorsa uzama kuralı ayrıca değerlendirilir. Bu örnek, somut dosyada tebligatın geçerliliği ve sürenin türü incelenmeden kesin tarih verilemeyeceğini gösterir.

Süre kaçırılırsa ne olur?

Kaçırılan sürenin sonucu, sürenin hangi usul işlemi için verildiğine bağlıdır. Tarafın beyan veya itiraz imkânını kaybetmesi, işlemin süresinde yapılmamış sayılması ya da dosyanın mevcut hâliyle ilerlemesi söz konusu olabilir. Her gecikme davanın kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez; sonuç, ilgili kanun hükümleri ve dosyadaki işlem türü üzerinden belirlenmelidir.

Tebligatın usulsüz olduğu, başlangıç tarihinin yanlış alındığı veya işlemin süresinde tamamlandığı iddia ediliyorsa dayanak kayıtlar gecikmeden incelenmelidir. Süreyi kaçırmaya ilişkin bir mazeretin sonuç doğurup doğurmayacağı da kendiliğinden kabul edilmez; uygulanabilir kurallar ve somut koşullar ayrıca değerlendirilir.

Uygulamada süreyi etkileyen noktalar

Gecikme çoğu zaman yalnızca duruşma aralıklarından kaynaklanmaz. Paydaş veya ilgililerin belirlenmesindeki güçlükler, tebligatın iade edilmesi, eksik belge, değer tespitine itiraz ve ek inceleme ihtiyacı yargılamanın ilerleyişini etkileyebilir. Mahkemenin iş yükü ve dosyanın bulunduğu aşama da toplam süre bakımından önem taşır.

Ortaklığın giderilmesi davası kaç celse sürer sorusuna dosyayı görmeden kesin cevap vermek mümkün değildir. Celse sayısı, delillerin tamamlanmasına ve tarafların uyuşmazlık noktalarına bağlıdır; ayrıca kararın verilmesiyle dosyadaki tüm uygulama işlemleri her zaman bitmiş olmaz. Avukat açısından tebligat kayıtlarını, ara kararları ve yargılama sonrası işlemleri ayrı takvimlerde izlemek, süre kaynaklı hak kaybı riskini azaltır.

Bu sayfa yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış genel bilgilendirme metnidir; hukuki görüş yerine geçmez. Süre, madde ve usul bilgilerini güncel mevzuattan doğrulayın; somut olayınız için bir avukata danışın.

Sıkça sorulan sorular

Ortaklığın giderilmesi davası ne kadar sürer?

Davanın ay olarak belirlenmiş sabit bir bitiş süresi yoktur. Taşınmazın ve paydaşların tespiti, bilirkişi incelemesi, tebligatların tamamlanması ve satış işlemleri toplam süreyi etkileyebilir.

Ortaklığın giderilmesi davası kaç celse sürer?

Celse sayısı için genel ve kesin bir ölçü bulunmaz. Dosyanın eksiksiz olması ve taraflara yapılacak tebligatların tamamlanması yargılamayı kolaylaştırabilir; ek inceleme veya itirazlar yeni duruşma ihtiyacı doğurabilir.

Dava süresi tebligatla mı başlar?

Davanın açılmasıyla yargılama süreci başlar; ancak her usul süresi aynı anda başlamaz. Tarafa yüklenen bir işlem için süre, kural olarak geçerli tebliğ veya kanunen tebliğ edilmiş sayılma tarihi üzerinden değerlendirilir.

E-tebligatta süre hangi tarihten itibaren hesaplanır?

Elektronik tebligatta, bildirimin elektronik adrese ulaştığı tarih ile kanunen tebliğ edilmiş sayıldığı tarih farklı olabilir. Hesaplama, ilgili kanundaki kabul tarihine göre yapılmalı ve sistem kayıtları dosyada kontrol edilmelidir.

Usul süresi kaçırılırsa ne olur?

Süresi içinde yapılması gereken işlem yerine getirilmezse usuli hak kaybı veya işlemin yapılmamış sayılması gündeme gelebilir. Sonuç, kaçırılan sürenin türüne ve ilgili kanun hükümlerine bağlıdır.