Saygılı Yarlıg

Karşı Dava Dilekçesi Süresi

Son güncelleme: 2 Kasım 2026 · Hazırlayan: Saygılı Yarlıg AI

Karşı dava, davalının davacıya karşı aynı yargılamada ileri sürdüğü bağımsız nitelikteki taleptir. Bu talebin hangi süre içinde ileri sürüleceği, dosyanın seyri kadar müvekkilin hak kaybı riski bakımından da belirleyicidir. Aşağıda sürenin dayanağı, başlangıcı, hesaplanması ve kaçırılması hâlinde ortaya çıkan sonuçlar ele alınmıştır.

Son günü elle saymayın: süre hesaplama aracı tebliğ tarihinden son günü tatilleri hesaba katarak ücretsiz hesaplar.

Sürenin Niteliği ve Hukuki Dayanağı

Karşı dava dilekçesi için ayrı bir süre öngörülmemiştir. İlgili kanun hükümlerine göre karşı dava, cevap dilekçesiyle birlikte ve cevap süresi içinde ileri sürülür. Bu nedenle karşı dava süresi, esasen davalının cevap süresidir; iki süre birbirinden bağımsız düşünülemez.

Süre kanuni niteliktedir ve kural olarak tarafların anlaşmasıyla veya hâkim kararıyla uzatılamaz. Bu özellik, karşı davanın ileri sürülmesi bakımından takvim disiplinini zorunlu kılar. Karşı davanın ileri sürülmesi için dosyada ayrıca bir süre verilmesi beklenmemelidir.

Sürenin Başlangıcı: Tebliğ ve Elektronik Tebligat

Süre, davanın açılmasıyla değil, dava dilekçesinin davalıya usulüne uygun biçimde tebliğ edilmesiyle işlemeye başlar. Tebliğ tarihi, sürenin hesabında esas alınan tek ölçüdür; dilekçenin mahkemeye verildiği tarih ya da UYAP'a kaydedildiği an bu bakımdan belirleyici değildir.

Elektronik tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen belirli bir sürenin sonunda yapılmış sayılır. Bu nedenle elektronik tebligatta sürenin başlangıcı, kullanıcının sistemi açıp açmadığına göre değil, tebligatın sisteme ulaştığı tarihe ilişkin kayıtlar üzerinden belirlenir. Tebligatın usulsüz olduğu düşünülüyorsa, süre işletilmeden önce itiraz ve düzeltme yolları değerlendirilmelidir.

Sürenin Hesaplanması: Tatiller ve Son Gün

Süre, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar; tebliğ günü hesaba katılmaz. Gün olarak belirlenen sürelerde ara verme ve adli tatil, kural olarak sürenin işlemesini durdurmaz. Ancak sürenin son gününün resmî tatile, adli tatile veya hafta sonuna denk gelmesi hâlinde, süre tatili izleyen ilk iş günü sona erer. Bu kural, son günün kullanılamaz olmasından doğan hak kaybını önlemeye yöneliktir.

Hesabın doğru yapılması için takvim üzerinden ilerlemek, resmî tatil ve idari tatil kararlarını kontrol etmek gerekir. Özellikle uzun tatil dönemlerine denk gelen tebliğlerde, son günün kaydırılması dosyanın kaderini değiştirebilir.

Yer Tutuculu Örnek Hesap

Aşağıdaki şablon, dosyaya özgü tarihler yerleştirilerek kullanılabilir. Amaç, hesabın her aşamasının yazılı olarak denetlenebilir olmasıdır.

[TEBLİĞ TARİHİ]: Dava dilekçesinin davalıya usulüne uygun tebliğ edildiği tarih. [SÜRENİN BAŞLANGIÇ GÜNÜ]: Tebliği izleyen ilk gün. [KANUNDA ÖNGÖRÜLEN SÜRE]: İlgili kanun hükmü uyarınca uygulanacak süre. [HESAPLANAN SON GÜN]: Başlangıç gününe süre eklendiğinde bulunan tarih. [TATİL KONTROLÜ]: Son günün resmî tatile, adli tatile veya hafta sonuna denk gelip gelmediğinin kontrolü. [KESİN SON GÜN]: Tatil nedeniyle kaydırma yapılmışsa ortaya çıkan tarih. [SUNUM TARİHİ]: Dilekçenin mahkemeye ulaştığı veya elektronik sistem üzerinden gönderildiği tarih ve saat.

Süre Kaçırılırsa Ne Olur

Süresi içinde ileri sürülmeyen karşı dava, kural olarak karşı dava olarak incelenmez. Bu durumda talep, ayrı bir davaya konu edilebilir; ancak ayrı dava açılması yeni bir harç yükümlülüğü ve yeni bir yargılama süreci anlamına gelir. Ayrıca talep, derdestlik ve zamanaşımı gibi savunmalarla karşılaşabilir.

Süresinde ileri sürülmeyen talebin ıslah yoluyla dosyaya dahil edilip edilemeyeceği öğretide ve uygulamada tartışmalıdır; bu yol güvenilir bir çözüm olarak değerlendirilmemelidir. Karşı davanın süresinde ileri sürülmemesinin sonuçlarını mahkeme kendiliğinden değerlendirebilir. Bu nedenle sürenin son gününe bırakılan işlemlerde ortaya çıkacak teknik aksaklıklar doğrudan hak kaybına dönüşebilir.

Uygulamada Dikkat Edilecekler

Karşı dava, bağımsız bir dava niteliği taşıdığı için kendi dava şartlarını da beraberinde getirir. Görev ve yetki, harç, taraf ehliyeti ve talep sonucunun açık yazılması gibi hususlar, cevap süresi dolmadan önce tamamlanmalıdır. Aksi hâlde süre içinde verilmiş bir dilekçe dahi usul engeline takılabilir.

Tebliğ tarihinin doğruluğu her dosyada ayrıca kontrol edilmelidir. Elektronik tebligatta sisteme ulaşma tarihi, fiziki tebligatta ise tebliğ mazbatası esas alınır. Dilekçenin son güne bırakılmaması, yükleme ve ek dosya sorunlarına karşı mesai içinde işlem yapılması yerinde olur. Karşı dava ile zamanaşımı def'i birbirine karıştırılmamalı; def'i süreye bağlı değilken karşı dava cevap süresine bağlıdır.

Bu sayfa yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış genel bilgilendirme metnidir; hukuki görüş yerine geçmez. Süre, madde ve usul bilgilerini güncel mevzuattan doğrulayın; somut olayınız için bir avukata danışın.

Sıkça sorulan sorular

Karşı dava dilekçesi cevap süresi geçtikten sonra verilebilir mi?

Kural olarak hayır. Karşı dava, cevap dilekçesiyle birlikte ve cevap süresi içinde ileri sürülür. Süre geçtikten sonra ileri sürülen talep, karşı dava olarak incelenmeyebilir; bu hâlde ayrı dava açılması gündeme gelir.

Elektronik tebligatta süre hangi tarihte başlar?

Elektronik tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen belirli bir sürenin sonunda yapılmış sayılır. Bu nedenle sürenin başlangıcı, sistemdeki ulaşma kaydı üzerinden belirlenir. Kayıtların dosyada bulunması ispat açısından önemlidir.

Adli tatil karşı dava süresini durdurur mu?

Gün olarak belirlenen sürelerde adli tatil ve ara verme, kural olarak sürenin işlemesini durdurmaz. Ancak sürenin son günü adli tatile denk gelirse, süre tatili izleyen ilk iş günü sona erer.

Sürenin son gününün tatile denk gelmesi neyi değiştirir?

Son günün resmî tatile, adli tatile veya hafta sonuna denk gelmesi hâlinde süre, izleyen ilk iş günü sona erer. Bu kural, son günün fiilen kullanılamamasından doğan kaybı önler.

Süre hesabında dilekçenin düzenlenme tarihi mi esas alınır?

Hayır. Hesapta esas alınan tarih, dava dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği tarihtir. Dilekçenin düzenlenme veya mahkemeye sunulma tarihi sürenin başlangıcını etkilemez.