Saygılı Yarlıg

İtirazın İptali Davası Ne Zaman Açılır?

Son güncelleme: 21 Ekim 2026 · Hazırlayan: Saygılı Yarlıg AI

İtirazın iptali davası, ilamsız icra takibine yöneltilen itirazın ardından alacaklının başvurabileceği yollardan biridir. Davanın zamanında açılıp açılmadığı, öncelikle itirazın alacaklıya hangi tarihte ve hangi usulle tebliğ edildiğinin belirlenmesine bağlıdır. Aşağıda süre hesabının temel noktaları ve uygulamada kontrol edilmesi gereken hususlar ele alınmaktadır.

Son günü elle saymayın: süre hesaplama aracı tebliğ tarihinden son günü tatilleri hesaba katarak ücretsiz hesaplar.

Süre ve kanuni dayanak

İtirazın iptali davası, icra takibine itirazın sonuçlarını gidermeye yönelik özel bir dava yoludur. Dava açma imkânı, ilgili kanun hükümlerinde öngörülen süreyle sınırlıdır; bu süre, itirazın alacaklıya tebliğ edilmesine bağlanır. Dolayısıyla takibin başlatıldığı, borçlunun itiraz ettiği ya da itirazın icra dosyasına işlendiği tarih tek başına başlangıç kabul edilmez.

Süre, alacaklının itirazı öğrendiği tarihe göre değil, usulüne uygun tebligatın hukuken sonuç doğurduğu tarihe göre değerlendirilir. Dava açma süresinin kaçırılması hak kaybı doğurabileceğinden, dosyada tebligat kayıtları görülmeden son gün hesabı yapılmamalıdır. Somut uyuşmazlıkta uygulanacak düzenleme ve sürenin niteliği, ilgili kanun hükümleri ile dosya kapsamı birlikte incelenerek belirlenmelidir.

Süre ne zaman başlar: tebliğ ve e-tebligat

Fizikî tebligatta başlangıç için, itirazın alacaklıya veya tebligatı almaya yetkili kişiye usulüne uygun biçimde teslim edildiğini gösteren kayıt esas alınır. Tebliğ mazbatasındaki tarih ile dosya içindeki diğer kayıtlar arasında uyumsuzluk varsa, tebligatın muhatabı, teslim şekli ve işlemin usulüne uygunluğu ayrıca araştırılmalıdır. Tebligatın geçersiz olduğu iddiası da süre değerlendirmesinden bağımsız biçimde ele alınamaz.

E-tebligatta belgenin elektronik adrese ulaştığı tarih ile mevzuat uyarınca tebliğ edilmiş sayıldığı tarih aynı olmayabilir. Bu nedenle yalnızca bildirim e-postasının veya sistemde görünen ilk erişim kaydının tarihine dayanmak yeterli değildir. Elektronik tebligat kayıtları ve kanuni tebliğ tarihi birlikte kontrol edilmeli; hesap bu tarihe göre yapılmalıdır.

Süre nasıl hesaplanır?

Hesaplamada önce tebliğin hukuken geçerli olduğu gün saptanır; ardından ilgili kanundaki süre ve genel süre hesaplama kuralları uygulanır. Süre hesabına başlangıç gününün dâhil edilip edilmediği, sürenin hangi birimle belirlendiği ve son günün nasıl bulunacağı, uygulanacak düzenlemeye göre değerlendirilmelidir. Bu nedenle yalnızca takvim üzerinde yaklaşık bir hesap yapmak yerine, süre türünü ve başlangıç tarihini birlikte doğrulamak gerekir.

Hafta sonları ve resmî tatiller, süre devam ederken kural olarak işlemeye engel olmaz. Ancak hesaplanan son günün resmî tatile veya genel usul kurallarında süreyi uzatan bir güne denk gelmesi hâlinde, son günün takip eden ilk iş gününe uzaması gündeme gelir. Takvim kontrolü yapılırken adli tatil ve başvuru yapılacak mahkemenin çalışma düzeni de somut dosya bakımından değerlendirilmelidir.

Yer tutucularla örnek süre hesabı

[DAVACI] alacaklısına borçlunun itirazı [İTİRAZIN TEBLİĞ TARİHİ] tarihinde usulüne uygun biçimde tebliğ edilmiş olsun. Önce bu tarihin fizikî tebligat kaydı mı, yoksa e-tebligatta hukuken tebliğ edilmiş sayılma tarihi mi olduğu saptanır. Ardından, ilgili kanun hükümlerindeki süre başlangıç ve hesaplama kuralları uygulanarak son gün bulunur.

Hesaplanan gün [SON GÜN] olarak belirlendikten sonra tatil gününe rastlayıp rastlamadığı ayrıca kontrol edilir. Son gün tatile denk geliyorsa uzama kuralı değerlendirilir ve dava, bulunan nihai süre sona ermeden [MAHKEME] nezdinde açılır. Yer tutucular gerçek tarih ve süre yerine geçmez; dosyada kesin hesap için tebligat kayıtları ile uygulanacak kanuni düzenlemenin birlikte incelenmesi gerekir.

Süre kaçırılırsa ne olur?

Kanuni sürenin geçirilmesi, itirazın iptali davası yoluyla takip itirazını bertaraf etme imkânını ortadan kaldırabilir. Bu nedenle mahkemenin süre yönünden yapacağı değerlendirme, davanın esası incelenmeden önce önem kazanabilir. Tebliğ tarihinin veya sürenin sonunun tartışmalı olduğu hâllerde, itirazın ve tebligatın dosyadaki tüm kayıtlarıyla incelenmesi gerekir.

Sürenin kaçırılması, her durumda alacağın kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez. Alacağın varlığı, zamanaşımı durumu ve başvurulabilecek başka hukuki yollar ayrı konulardır; bunlar somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Başka bir yola başvurulabileceği varsayımıyla hareket etmek yerine, hak kaybının kapsamı ve alternatiflerin koşulları ayrıca belirlenmelidir.

Uygulamada dikkat edilecekler

Uygulamada ilk adım, icra dosyasındaki itiraz ve tebligat belgelerini temin ederek başlangıç tarihini belge üzerinden doğrulamaktır. Tebliğ işleminin kime yapıldığı, adresin niteliği, elektronik tebligat kayıtları ve hukuken tebliğ edilmiş sayılma tarihi ayrı ayrı kontrol edilmelidir. Birden fazla alacaklı veya vekil bulunması hâlinde, tebliğin hangi muhatap bakımından sonuç doğurduğu da değerlendirilmelidir.

Son gün hesabı yapıldıktan sonra dava dilekçesinin hazırlanması, görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesi ve başvurunun süresinde kayda girmesi için gerekli işlem zamanı hesaba katılmalıdır. Dilekçenin gönderilmesi veya hazırlanmış olması tek başına dava açıldığını göstermez; başvurunun usulüne uygun tamamlandığı teyit edilmelidir. Dosyada tarihleri gösteren kayıtların saklanması, süre itirazı doğarsa açıklama yapmayı kolaylaştırır.

Bu sayfa yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış genel bilgilendirme metnidir; hukuki görüş yerine geçmez. Süre, madde ve usul bilgilerini güncel mevzuattan doğrulayın; somut olayınız için bir avukata danışın.

Sıkça sorulan sorular

İtirazın iptali davası ne zaman açılır?

Dava açma süresi, itirazın alacaklıya usulüne uygun biçimde tebliğ edilmesiyle işlemeye başlar. Tebliğ tarihinin doğru belirlenmesi, sürenin sonunu saptamak için önemlidir.

Süre, itirazın yapıldığı gün mü başlar?

Fizikî tebligatta tebliğ mazbatasındaki tarih; e-tebligatta ise elektronik tebligat mevzuatına göre tebliğ edilmiş sayılma tarihi esas alınır. Sisteme ulaştığı gün ile hukuken tebliğ tarihi farklı olabilir.

Son gün resmî tatile denk gelirse ne olur?

Sürenin son günü tatile rastlarsa ilgili genel usul kuralı uygulanır ve son gün takip eden ilk iş gününe uzar. Süre içindeki tatil günleri ise kural olarak hesabı durdurmaz.

Dava açma süresi geçirilirse alacak tamamen ortadan kalkar mı?

Süre kaçırıldığında itirazın iptali davası bakımından önemli bir hak kaybı gündeme gelebilir. Alacağın tahsili için başvurulabilecek yollar, somut olayın ve alacak ilişkisinin özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.