Saygılı Yarlıg

İstinaf Süresi Adli Tatile Denk Gelirse Ne Olur?

Son güncelleme: 10 Ekim 2026 · Hazırlayan: Saygılı Yarlıg AI

İstinaf süresinin adli tatil dönemine rastlaması, başvuru için tanınan sürenin her durumda durduğu anlamına gelmez. Sonucu belirlemek için dosyanın tabi olduğu usul kuralları, tebliğ tarihi ve hesaplanan son gün birlikte değerlendirilmelidir.

Son günü elle saymayın: süre hesaplama aracı tebliğ tarihinden son günü tatilleri hesaba katarak ücretsiz hesaplar.

İstinaf süresi ve dayandığı usul düzeni

İstinaf süresi, ilk derece mahkemesi kararına karşı kanun yoluna başvurmak için tanınan usul süresidir. Süre, başvurunun şekli ve koşulları gibi konularla birlikte, dosyanın tabi olduğu usul kanunundaki düzenlemelere dayanır. Bu nedenle farklı yargı kollarındaki başvurular için aynı hesaplama kuralının geçerli olduğu varsayılmamalıdır.

Adli tatilin süreye etkisi de ilgili usul düzenlemesine ve işin adli tatil uygulamasına tabi olup olmadığına göre belirlenir. Sürenin bir kısmının tatil döneminde geçmesi ile sürenin son gününün bu döneme rastlaması aynı durum değildir. Tatil döneminin süreyi otomatik olarak durdurduğu kabul edilmemeli; uygulanacak kanuni uzama kuralı ayrıca kontrol edilmelidir.

İlk incelemede kararın hangi yargı kolunda verildiği, başvurunun istinaf mı başka bir kanun yolu mu olduğu ve işin adli tatil bakımından istisna kapsamında bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. Bu tespit, takvim hesabından önce yapılmalıdır.

Süre ne zaman başlar: tebliğ ve e-tebligat

Süre, kural olarak kararın ilgili tarafa usulüne uygun biçimde tebliğ edilmesiyle işlemeye başlar. Başlangıç tarihi belirlenirken tebligatın geçerliliği ve tebliğ mazbatasındaki kayıtlar kontrol edilmelidir. Sürenin ilk günü, uygulanacak usul kuralına göre tebliğ tarihinden sonraki gün olarak hesaplanabilir; dosyaya özgü düzenleme ayrıca teyit edilmelidir.

Elektronik tebligatta belgenin ekranda açıldığı tarih tek başına belirleyici değildir. Elektronik tebligatın mevzuat uyarınca tebliğ edilmiş sayıldığı tarih esas alınır. Bu nedenle elektronik tebligat kaydı, gönderim bilgisi ve tebliğ edilmiş sayılma tarihi birlikte incelenmeli; tarafın belgeyi fiilen ne zaman gördüğüyle yasal tarih karıştırılmamalıdır.

Tebliğ tarihi tartışmalıysa, süre hesabına geçmeden önce bu konu açıklığa kavuşturulmalıdır. Hatalı başlangıç tarihine dayalı hesap, başvurunun süresinde olup olmadığı değerlendirmesini doğrudan etkileyebilir.

Süre hesabı ve tatil günlerinin etkisi

Önce tebliğ tarihi tespit edilir, ardından başvuru süresi dosyaya uygulanacak kurala göre hesaplanır. Sürenin takvim günü mü yoksa iş günü esasına göre mi yürüdüğü, son günün resmî tatile rastlamasının sonucu ve adli tatil nedeniyle uzama koşulları ilgili kanun hükümlerine göre incelenmelidir.

Adli tatil döneminde sürenin işlemeye devam etmesi ile sürenin son gününün adli tatil içinde kalması birbirinden ayrılmalıdır. Son günün tatil dönemine rastlaması hâlinde kanuni uzama söz konusu olabilir; ancak bunun kapsamı, ilgili usul düzenlemesi ve dosyanın niteliği kontrol edilmeden kesin bir son tarih belirlenmemelidir.

Hafta sonu veya resmî tatil nedeniyle son günün uzaması da adli tatil uzamasından ayrı değerlendirilir. Birden fazla tatil kuralı gündeme geliyorsa, bunların hangi sırayla ve nasıl uygulanacağı somut dosyanın tabi olduğu düzenlemeye göre belirlenmelidir.

Yer tutuculu örnek hesap

[DAVACI] vekiline [MAHKEME] kararı [TEBLİĞ TARİHİ] tarihinde tebliğ edilmiş olsun. Önce bu tarihin usulüne uygun tebliğ tarihi olduğu doğrulanır; ardından başvuru süresi, ilgili usul düzenlemesindeki başlangıç ve hesaplama kurallarına göre belirlenerek [HESAPLANAN SON GÜN] bulunur.

Bu tarih [ADLİ TATİL ARALIĞI] içinde kalıyorsa, dosyada adli tatil kuralının uygulanıp uygulanmadığı ve kanuni uzama koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği incelenir. Koşullar varsa son tarih [KANUNİ HESAБA GÖRE SON TARİH] olarak, ilgili düzenlemenin öngördüğü yöntemle yeniden belirlenir. Bu yer tutuculara gerçek dosya verileri girilmeden örnekten somut bir başvuru tarihi çıkarılamaz.

Süre kaçırılırsa ne olur?

İstinaf başvurusu kanuni süreden sonra yapılırsa, başvurunun süre yönünden reddedilmesi riski doğar. Bunun sonucu olarak kararın kanun yolu incelemesine taşınması mümkün olmayabilir. Somut sonuç; kararın niteliğine, uygulanacak usul düzenlemesine ve dosyadaki diğer koşullara göre değerlendirilmelidir.

Sürenin kaçırıldığı düşünülüyorsa, önce tebliğ tarihi ve son gün hesabı yeniden kontrol edilmelidir. Usulsüz tebligat, tebliğ edilmiş sayılma tarihinin yanlış belirlenmesi veya tatil kuralının hatalı uygulanması hesabı değiştirebilir. Koşulları varsa eski hâle getirme gibi başvuru yolları da ilgili kanun hükümleri çerçevesinde incelenebilir; bunların kabul edileceği varsayılmamalıdır.

Uygulamada dikkat edilecekler

Dosya takibinde kararın tebliğ kaydı, elektronik tebligat verileri ve varsa tebligatın usulsüzlüğüne ilişkin belgeler birlikte tutulmalıdır. Hesaplamada kullanılan başlangıç tarihi ile ulaşılan son tarih dosya notuna gerekçesiyle yazılmalı; özellikle adli tatil uzamasının uygulanıp uygulanmadığı açıkça belirtilmelidir.

Kanun yolu bildirimi yol gösterici olsa da süre hesabının tek kaynağı olarak görülmemelidir. Kararın türü, ilgili usul düzenlemesi ve dosyanın adli tatil bakımından niteliği ayrıca doğrulanmalıdır. Tereddüt varsa başvuruyu son güne bırakmamak ve mümkün olan en erken tarihte sunmak, hesaplama kaynaklı riskleri azaltır.

Bu sayfa yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış genel bilgilendirme metnidir; hukuki görüş yerine geçmez. Süre, madde ve usul bilgilerini güncel mevzuattan doğrulayın; somut olayınız için bir avukata danışın.

Sıkça sorulan sorular

Temyiz süresi adli tatile denk gelirse ne olur?

Temyiz süreleri de başvurunun tabi olduğu usul düzenlemesine göre hesaplanır. Adli tatilin süreye etkisi, ilgili yargı kolunda ve somut işte bu düzenlemenin uygulanıp uygulanmadığına göre belirlenmelidir.

İstinaf süresinin son günü adli tatile denk gelirse ne olur?

Öncelikle adli tatil kurallarının dosyada uygulanıp uygulanmadığı saptanmalıdır. Kural uygulanıyorsa, son günün tatil dönemine rastlamasının doğurduğu uzama ilgili kanun hükümlerine göre hesaplanır; tatil döneminde geçen her günün süreyi kendiliğinden durdurduğu varsayılmamalıdır.

E-tebligat açılmadıysa istinaf süresi başlamaz mı?

Elektronik tebligatta süre, belgenin fiilen açıldığı tarihe göre değil, mevzuat uyarınca tebliğ edilmiş sayıldığı tarihe göre belirlenir. Tebliğ tarihi saptandıktan sonra süre, uygulanacak usul kuralına göre hesaplanır.

İstinaf süresi kaçırılırsa başvuru yapılabilir mi?

Süre geçirilmişse başvuru, süre yönünden reddedilme riskiyle karşılaşabilir. Eski hâle getirme gibi bir yolun değerlendirilmesi ise ancak ilgili koşulların somut olayda bulunup bulunmadığı incelenerek mümkündür.