Saygılı Yarlıg

İşe İade Davasında İstinaf Süresi

Son güncelleme: 18 Ekim 2026 · Hazırlayan: Saygılı Yarlıg AI

İşe iade davasında istinaf süresi, kararın taraflara usulüne uygun biçimde tebliğ edilmesiyle gündeme gelir. Burada önemli olan yalnızca kanun yoluna başvuru süresi değil, tebliğ tarihinin doğru belirlenmesi ve sürenin usule uygun hesaplanmasıdır. İstinaf süresi, istinaf incelemesinin ne kadar süreceğiyle aynı anlama gelmez.

Son günü elle saymayın: süre hesaplama aracı tebliğ tarihinden son günü tatilleri hesaba katarak ücretsiz hesaplar.

İstinaf süresi ve hukuki dayanağı

İstinaf süresi, ilk derece mahkemesinin kararına karşı üst mahkemede inceleme talep edilebilecek kanuni zaman aralığını ifade eder. İşe iade kararlarında bu süre, iş yargılamasına ilişkin kanun yolu düzenlemeleri ile genel usul hükümleri çerçevesinde belirlenir. Uygulanacak düzenlemenin ve sürenin başlangıç noktasının dosya bakımından doğru saptanması gerekir.

Bu süre, istinaf incelemesinin sonuçlanmasının ne kadar zaman alacağını göstermez. Başvuru süresi kanunda öngörülen ve hak kaybı doğurabilen bir usul süresidir; incelemenin tamamlanma zamanı ise dosyanın kapsamı ve yargı yerinin işleyişi gibi etkenlere bağlıdır.

Süre ne zaman başlar?

Başlangıç için esas alınan tarih, kural olarak kararın ilgili tarafa usulüne uygun tebliğ edildiği tarihtir. Karar tarihi, gerekçeli kararın yazıldığı tarih veya dosyanın işlemden kaldırıldığı tarih tek başına başlangıç kabul edilmemelidir. Her taraf yönünden tebligat durumu ayrı incelenmelidir.

Elektronik tebligatta bildirimin elektronik adrese ulaştığı gün ile hukuken tebliğ edilmiş sayıldığı gün farklı olabilir. Hesaplama, elektronik tebligata ilişkin kurallara göre belirlenen tebliğ edilmiş sayılma tarihinden yapılmalıdır. UETS kaydı ve tebligat evrakı dosyaya alınarak bu tarih doğrulanmalıdır.

Tebligatın usulsüz olduğu ileri sürülüyorsa yalnızca evrak üzerindeki tarihe dayanmak yeterli olmayabilir. Tebligatın muhatabı, adres bilgisi, teslim şekli ve elektronik kayıtlar birlikte değerlendirilerek süre başlangıcı belirlenmelidir.

Süre nasıl hesaplanır?

Önce hukuken geçerli tebliğ tarihi belirlenir. Gün olarak belirlenen usul sürelerinde, başlangıç günü hesaba katılmadan takip eden gün ilk gün kabul edilir. Takvim üzerinde sayım yapılırken sürenin içinde kalan hafta sonları ve tatiller ayrıca düşülmez; ilgili kanun hükümlerinde farklı bir kural varsa o kural uygulanır.

Sürenin son günü ayrıca kontrol edilmelidir. Son günün resmî tatile ya da yargı yerinin kapalı olduğu bir güne rastlaması hâlinde, ilgili usul hükümlerindeki uzama kuralı değerlendirilir. Başvurunun son ana bırakılması, çalışma saati ve başvurunun yapılma yöntemi nedeniyle ek risk yaratabileceğinden işlem daha erken tamamlanmalıdır.

Yer tutucularla örnek hesap

[MAHKEME] kararının [DAVACI] tarafa [TEBLİĞ TARİHİ] tarihinde tebliğ edildiğini varsayalım. Önce bu tarihin tebligat kayıtlarıyla doğrulandığı ve tebligatın usulüne uygun olduğu kabul edilir. Sürenin başlangıcı, tebliğ tarihini izleyen gün olarak belirlenir.

Ardından ilgili kanun hükümlerinde öngörülen başvuru süresi, [SÜRENİN BAŞLANGIÇ GÜNÜ] tarihinden itibaren hesaplanır ve [SON GÜN] bulunur. Bu örnek, belirli bir gün sayısı veya gerçek tarih içermez; somut dosyada süre güncel mevzuata göre ayrıca saptanmalıdır. [SON GÜN] yargı yerinin kapalı olduğu güne rastlıyorsa uzama kuralı da hesaba katılır.

Süre kaçırılırsa ve uygulamada dikkat edilecekler

İstinaf başvurusu süresinden sonra yapılırsa, başvuru süresinde olmadığı gerekçesiyle reddedilebilir. Bunun sonucunda karar kesinleşebilir ve kararın kanun yolu denetiminden geçirilmesi imkânı ortadan kalkabilir. Süre kaçırıldığı düşünülüyorsa tebligatın geçerliliği ve gecikmenin nedeni, dosya belgeleri üzerinden gecikmeden incelenmelidir.

Uygulamada en sık risk, karar tarihinin tebliğ tarihi sanılması veya e-tebligatta adrese ulaşma kaydının doğrudan başlangıç kabul edilmesidir. Ayrıca taraflardan biri yönünden yapılan tebligatın diğer tarafın süresini de başlattığı varsayılmamalıdır. Her tarafın tebliğ evrakı ve süre hesabı ayrı tutulmalıdır.

Başvuru dilekçesinin hazırlanması kadar, doğru mahkemeye ve doğru dosya bilgileriyle sunulması da önem taşır. Sunum yöntemi, başvuru kayıtları ve dosyada yapılması gereken diğer usul işlemleri ilgili kanun hükümlerine göre kontrol edilmelidir. Hesaplama konusunda tereddüt varsa en erken muhtemel başlangıç tarihi esas alınarak işlem yapmak, hak kaybı riskini azaltır.

Bu sayfa yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış genel bilgilendirme metnidir; hukuki görüş yerine geçmez. Süre, madde ve usul bilgilerini güncel mevzuattan doğrulayın; somut olayınız için bir avukata danışın.

Sıkça sorulan sorular

İstinaf süresi karar tarihinden mi başlar?

İstinaf süresi, kararın gerekçesinin yazıldığı ya da dosyanın kapandığı tarihten değil, kararın usulüne uygun tebliğinden hareketle hesaplanır. Elektronik tebligatta da tebliğ edilmiş sayılma tarihi dikkate alınır.

E-tebligatta süre hangi tarihten itibaren hesaplanır?

Elektronik bildirimin adrese ulaştığı an ile hukuken tebliğ edilmiş sayıldığı tarih aynı olmayabilir. Hesaplamada elektronik tebligat mevzuatındaki tebliğ edilmiş sayılma tarihi esas alınmalıdır.

Hafta sonu veya resmî tatil istinaf süresini durdurur mu?

Süre içindeki hafta sonları ve tatil günleri, özel bir düzenleme bulunmadıkça hesaplamaya dâhil edilir. Ancak son gün yargı yerinin kapalı olduğu güne rastlarsa, süre takip eden ilk çalışma gününe uzayabilir.

İstinaf süresi kaçırılırsa ne olur?

Süre geçtikten sonra yapılan başvuru, süresinde olmadığı gerekçesiyle reddedilebilir ve karar kesinleşebilir. Tebligatın usulsüz olduğu ya da gecikmede kusur bulunmadığı iddiası varsa, somut olay ve ilgili usul hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.

İstinaf incelemesinin tamamlanması ne kadar sürer?

İstinaf başvurusu, iş uyuşmazlıklarında kanun yolu incelemesini başlatır; incelemenin ne kadar süreceği ise dosyanın durumuna ve yargı yerinin işleyişine bağlıdır. Bu nedenle başvuru süresi ile istinaf incelemesinin tamamlanma süresi birbirinden ayrılmalıdır.