Saygılı Yarlıg

İptal Davasından Sonra Tam Yargı Davası Süresi

Son güncelleme: 11 Ekim 2026 · Hazırlayan: Saygılı Yarlıg AI

İptal davasının karara bağlanmasından sonra, idari işlem nedeniyle doğan zararın giderilmesi için tam yargı davası gündeme gelebilir. Bu davada süreyi doğru belirlemek; kararın tebliğ tarihini, varsa kanun yolu sürecini ve uygulanacak usul kurallarını birlikte değerlendirmeyi gerektirir.

Son günü elle saymayın: süre hesaplama aracı tebliğ tarihinden son günü tatilleri hesaba katarak ücretsiz hesaplar.

Sürenin niteliği ve kanuni dayanağı

İptal davasından sonra açılacak tam yargı davası bakımından süre, idari yargılama usulünü düzenleyen kanundaki özel kurala dayanır. Bu düzenleme, iptal davası ile zarar giderimi talebinin aynı dava içinde ileri sürülmesi ile önce iptal davası açılıp ardından tam yargı davasına başvurulması hâllerini birbirinden ayırır.

İptal davası önce açılmışsa, tam yargı davası için başlangıçta esas alınacak olay kural olarak iptal davasına ilişkin kararın tebliğidir. Kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, sonraki kararın ve tebliğinin süre hesabına etkisi ayrıca değerlendirilmelidir. Gün sayısı dosyanın özelliklerine ve uygulanacak hükme göre doğrulanmalı; farklı dava türlerine ait genel süreler bu özel kurala doğrudan taşınmamalıdır.

Süre ne zaman başlar?

Fizikî tebligatta başlangıç için kararın usulüne uygun biçimde tebliğ edildiği tarih esas alınır. Kararın yazıldığı, imzalandığı ya da tarafça öğrenildiği tarih, tek başına tebliğ tarihinin yerine geçmez. Tebligat işleminin muhatabı, adresi ve teslim bilgileri bu nedenle önem taşır.

Elektronik tebligatta da sürenin başlangıcı, bildirimin ekranda açıldığı güne göre değil, mevzuat uyarınca tebligatın yapılmış sayıldığı tarihe göre belirlenir. Elektronik kayıtlardaki iletim ve teslim bilgileri saklanmalı; yalnızca bildirim e-postasının geliş tarihi üzerinden hesap yapılmamalıdır. Kanun yolu süreci yaşanmışsa hangi kararın tebliğinin süreyi başlattığı ayrıca açıklığa kavuşturulmalıdır.

Süre nasıl hesaplanır?

Hesaplamaya, hukuken tebliğ tarihi olarak kabul edilen gün belirlenerek başlanır. Gün üzerinden işleyen sürelerde tebliğ gününün hesaba katılıp katılmayacağı, ilgili usul kuralına göre değerlendirilir; ardından uygulanacak süre, başlangıç kuralı esas alınarak yürütülür. Takvimde görünen her tatil günü süreyi durdurmaz; süre içindeki günlerin sayımı ile son günün tatile rastlamasının sonucu birbirinden ayrılmalıdır.

Son gün resmî tatile veya çalışmaya ara verilen bir güne denk geliyorsa, bitişin takip eden çalışma gününe uzayıp uzamadığı ilgili kanun hükümlerine göre kontrol edilir. Bu nedenle yalnızca takvim üzerinde gün saymak yeterli olmayabilir. Tebligatın geçerliliği, kanun yolu süreci ve süreye ilişkin özel hükümler de sonuca etki edebilir.

Yer tutucularla örnek hesap

[DAVACI] hakkında verilen iptal kararı [MAHKEME] tarafından [TEBLİĞ TARİHİ] tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olsun. Önce bu tarihin, varsa kanun yolu süreci de gözetilerek, tam yargı davası bakımından başlangıç alınacak tebligat olup olmadığı incelenir. Ardından [İLGİLİ SÜRE], ilgili kurallardaki başlangıç yöntemine göre hesaplanır.

Hesap sonucunda bulunan [SON GÜN] tatil değilse, dava kural olarak bu tarihe kadar açılmalıdır. [SON GÜN] resmî tatile veya çalışmaya ara verilen bir güne denk gelirse, bitiş tarihi ilgili usul hükümlerine göre belirlenir. Bu örnek, herhangi bir gün sayısı ya da gerçek tarih varsaymaz; dosyadaki tebligat belgesi ve yürürlükteki kurallar kullanılarak doldurulmalıdır.

Süre kaçırılırsa ne olur?

Dava açma süresinin geçirilmesi, tam yargı davasının süre aşımı nedeniyle reddedilmesi sonucunu doğurabilir. Bu nedenle yalnızca dava dilekçesinin hazırlandığı tarih değil, davanın usulüne uygun biçimde açıldığı tarih ve başvuru kayıtları da kontrol edilmelidir.

Bununla birlikte, süre geçtiği düşünülen her dosyada sonuç baştan varsayılmamalıdır. Tebligatın usulüne uygun olup olmadığı, hangi kararın başlangıç oluşturduğu ve süreyi etkileyen özel bir durum bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Böyle bir inceleme, süre aşımı itirazına karşı ileri sürülebilecek usulî açıklamaların belirlenmesine de yardımcı olur.

Uygulamada dikkat edilecekler

Dosyada kararın tebliğ belgesi, elektronik tebligat kayıtları ve varsa kanun yolu kararlarına ilişkin belgeler bir arada değerlendirilmelidir. Başlangıç tarihi konusunda tereddüt varsa, her olası tarih için ayrı hesap yapılması ve hangi hukuki gerekçeyle hangi tarihin esas alındığının not edilmesi yararlı olur.

Tam yargı davası dilekçesinde zararın niteliği, idari işlemle bağlantısı ve talebin dayanakları somutlaştırılmalıdır. Süreye ilişkin bölümde de tebliğ tarihi ve hesap yöntemi açıkça belirtilmelidir. Gün sayısı veya son gün konusunda varsayım yapmak yerine dosyaya uygulanacak düzenleme teyit edilmeli; başvuru, belirlenen süre içinde tamamlanmalıdır.

Bu sayfa yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış genel bilgilendirme metnidir; hukuki görüş yerine geçmez. Süre, madde ve usul bilgilerini güncel mevzuattan doğrulayın; somut olayınız için bir avukata danışın.

Sıkça sorulan sorular

E-tebligatta süre, bildirimi açtığım gün mü başlar?

Süre, kararın hukuken tebliğ edilmiş sayıldığı tarihe göre belirlenir. Elektronik tebligatta bu tarih, bildirimin açıldığı günle aynı olmayabileceğinden tebligat kaydı kontrol edilmelidir.

Tebliğ günü süre hesabına katılır mı?

Hesaplamada önce hukuki tebliğ tarihi belirlenir; süre bu tarihten sonraki gün esas alınarak yürütülür. Uygulanacak sürenin uzunluğu ve özel durumlar ilgili usul hükümlerinden teyit edilmelidir.

Süre içindeki tatil günleri hesaba katılır mı?

Süre içindeki tatil günleri, özel bir düzenleme bulunmadıkça hesabı kendiliğinden durdurmaz. Son günün resmî tatile rastlaması hâlinde ise süre, ilgili usul kurallarına göre takip eden çalışma gününe uzar.

Süre kaçırılırsa tam yargı davası açılabilir mi?

Süre geçirilmişse tam yargı davası süre aşımı nedeniyle reddedilebilir. Bununla birlikte tebligatın geçerliliği, başlangıç tarihi ve varsa kanuni istisnalar dosya özelinde incelenmelidir.