Saygılı Yarlıg

İhtiyati Haciz Süresi Kaç Gündür?

Son güncelleme: 28 Ekim 2026 · Hazırlayan: Saygılı Yarlıg AI

İhtiyati hacizde süre, kararın verilmesinden sonraki işlemlerin hangi zaman aralığında yapılması gerektiğini belirleyen ve kaçırılması hâlinde telafisi güç sonuçlar doğuran bir usul unsurudur. Bu rehberde sürenin hukuki dayanağı, başlangıç anı, hesaplama yöntemi ve sürenin kaçırılmasının pratik sonuçları ele alınmaktadır. Somut dosyada uygulanacak süre ve sonuçlar bakımından ilgili kanun hükümlerinin ve tebligat mevzuatının birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Son günü elle saymayın: süre hesaplama aracı tebliğ tarihinden son günü tatilleri hesaba katarak ücretsiz hesaplar.

İhtiyati hacizde süre neyi ifade eder?

İhtiyati haciz pratiğinde "süre" denildiğinde tek bir zaman aralığı kastedilmez. Kararın infazı için öngörülen süre, teminat yatırılmasına ilişkin süre, karara itiraz süresi ve esas dava açma süresi birbirinden farklı işlevlere sahiptir. Bu sayfa, kararın tebliğinden sonra haciz işlemlerinin yapılması bakımından geçerli olan süreye odaklanmaktadır.

Sürenin niteliği ve süreye bağlanan sonuçlar, ihtiyati hacze ilişkin kanun hükümlerinde düzenlenmiştir. Söz konusu süre, tarafların serbestçe belirleyebileceği bir zaman aralığı olmayıp kanunla öngörülmüş bir usul süresidir; bu nedenle mahkemeden ek süre talep edilmesi mümkün değildir.

Süre ne zaman başlar: tebliğ ve e-tebligat

Sürenin başlangıcı kural olarak kararın ilgili tarafa tebliğidir. Tebliğ tarihi, sürenin işlemeye başladığı anı belirlediği için dosyada tebliğe ilişkin belgenin bulunması ve tarihinin doğrulanması önem taşır. Tebliğ yapılmadan sürenin işlemeye başladığından söz edilemez.

Elektronik tebligat, tebligat mevzuatı uyarınca belirli bir anda yapılmış sayılır. Bu nedenle e-tebligatla bildirilen kararlarda sürenin başlangıcı, muhatabın sisteme erişip erişmediğine göre değil, mevzuatta öngörülen yapılmış sayılma anına göre belirlenir. Uygulamada en sık yapılan hata, tebligatın okunduğu gün ile yapılmış sayıldığı günün karıştırılmasıdır.

Süre nasıl hesaplanır?

Sürenin hesaplanmasında başlangıç günü dikkate alınmaz; süre, tebliği takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Sürenin gün olarak belirlendiği hâllerde kural olarak takvim günleri esas alınmakla birlikte, ilgili kanun hükmünün süreyi iş günü olarak düzenleyip düzenlemediği ayrıca kontrol edilmelidir. Bu ayrım, hafta sonu ve resmî tatillerin hesaba etkisini doğrudan değiştirir.

Son günün resmî tatile veya hafta sonuna denk gelmesi hâlinde süre, tatili takip eden ilk iş günü sona erer. Adli tatil bakımından ise ihtiyati hacze ilişkin işlemlerin niteliği gözetilerek değerlendirme yapılmalı; adli tatilin sürelerin işlemesine etkisi konusunda genel kuralın istisnaları bulunduğu unutulmamalıdır. Resmî tatil kavramına idari tatillerin dahil olup olmadığı da dosya özelinde sorgulanmalıdır.

Yer tutuculu örnek hesap

Aşağıdaki örnek, yöntemi göstermek amacıyla yer tutucu değerlerle kurgulanmıştır; somut süre uzunluğu ve tarihler dosyaya göre doldurulmalıdır.

[MAHKEME] tarafından verilen ihtiyati haciz kararı, [DAVACI] vekiline [TEBLİĞ TARİHİ] tarihinde tebliğ edilmiştir. İlgili kanun hükmünde öngörülen [SÜRE] esas alındığında, süre tebliği takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Hesaplanan son gün [HESAPLANAN SON GÜN] tarihine denk gelmektedir; bu tarihin resmî tatile veya hafta sonuna rastlaması hâlinde süre [TAKİP EDEN İLK İŞ GÜNÜ] tarihinde sona erer. Haciz işlemlerinin bu tarihe kadar tamamlanması gerekir.

Süre kaçarsa ne olur?

Sürenin geçirilmesi hâlinde ihtiyati haciz kararına dayanılarak infaz işlemi yapılamaz; karar, kanunda öngörülen sürenin sona ermesiyle bu yönden işlevini yitirir. Bu durumda haciz uygulanmadan kalan karar, alacağın güvence altına alınması amacını gerçekleştiremez ve borçlunun malvarlığı üzerinde ihtiyati tedbir etkisi doğurmaz.

Sürenin kaçırılması, kural olarak aynı talep hakkında yeniden ihtiyati haciz istenmesine engel değildir; ancak yeni talebin değişen koşullar ve güncel delillerle desteklenmesi, ayrıca olası tazminat sorumluluğu bakımından risk değerlendirmesi yapılması gerekir. Müvekkile sürenin sonuçları hakkında zamanında bilgi verilmesi, mesleki sorumluluk bakımından da önem taşır.

Uygulamada dikkat edilecekler

Süreye ilişkin uyuşmazlıkların büyük bölümü, tebliğ tarihinin yanlış tespitinden veya sürenin gün türünün hatalı belirlenmesinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle dosyada tebligat belgesi, elektronik tebligat çıktısı ve varsa mazeret durumuna ilişkin kayıtlar birlikte incelenmelidir.

Haciz işlemlerinin son güne bırakılmaması, icra dairesi nezdindeki yoğunluk ve masraf gereksinimi dikkate alınarak işlemin erkenden planlanması yerinde olur. Ayrıca teminat yatırılması, kararın icraya ibrazı ve birden fazla borçluya ilişkin tebliğ farklılıkları takvim üzerinde ayrı ayrı işaretlenmelidir.

Bu sayfa yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış genel bilgilendirme metnidir; hukuki görüş yerine geçmez. Süre, madde ve usul bilgilerini güncel mevzuattan doğrulayın; somut olayınız için bir avukata danışın.

Sıkça sorulan sorular

İhtiyati haciz süresi kesin bir süre midir?

Evet. Söz konusu süre kanunla öngörülmüş usul süresi olup taraflarca uzatılamaz ve mahkemeden ek süre istenemez. Sürenin niteliği ve sonuçları ilgili kanun hükümlerine göre belirlenir.

Elektronik tebligatta süre hangi tarihte başlar?

Süre, muhatabın tebligatı fiilen okuduğu güne göre değil, tebligat mevzuatı uyarınca tebligatın yapılmış sayıldığı ana göre işlemeye başlar. Bu nedenle hesap yapılırken yapılmış sayılma tarihi esas alınmalıdır.

Son gün tatile denk gelirse süre uzar mı?

Son günün resmî tatile veya hafta sonuna denk gelmesi hâlinde süre, tatili takip eden ilk iş günü sona erer. Adli tatilin etkisi ise işlemin niteliğine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Süre kaçırıldıktan sonra yeniden ihtiyati haciz istenebilir mi?

Kural olarak aynı talep hakkında yeniden ihtiyati haciz istenmesi mümkündür; ancak talebin güncel koşullara ve delillere dayandırılması gerekir. Sürenin kaçırılmasının tazminat ve sorumluluk boyutu da ayrıca değerlendirilmelidir.

İtiraz süresi ile infaz süresi aynı mıdır?

Hayır. Karara itiraz süresi ile kararın infazı için öngörülen süre farklı işlevlere sahiptir ve farklı hükümlere tabidir. Her iki süre de tebliğ tarihine göre ayrı ayrı hesaplanmalıdır.