Saygılı Yarlıg

İhtiyaç Nedeniyle Tahliyede İstinaf Süresi

Son güncelleme: 30 Ekim 2026 · Hazırlayan: Saygılı Yarlıg AI

İhtiyaç nedeniyle tahliye davasında verilen karara karşı istinaf yoluna başvuru, kanunda öngörülen ve mahkemece uzatılamayan bir süreye bağlıdır. Bu rehberde sürenin hukuki niteliği, tebliğle başlaması, hesaplanma biçimi ve kaçırılmasının sonuçları usul bilgisi düzeyinde ele alınmıştır.

Son günü elle saymayın: süre hesaplama aracı tebliğ tarihinden son günü tatilleri hesaba katarak ücretsiz hesaplar.

Sürenin Niteliği ve Hukuki Dayanağı

İstinaf, ilk derece mahkemesinin nihai kararına karşı başvurulan olağan kanun yoludur. Tahliye davası esas yönünden kira ilişkisini düzenleyen kanun hükümlerine dayanmakla birlikte, kanun yoluna başvuru süresi usul hükmüdür ve usul kanunumuzun istinafa ilişkin düzenlemelerine göre belirlenir.

Bu süre kamusal nitelikte, kesin bir süredir; mahkeme tarafından uzatılamaz, taraflarca da değiştirilemez. Sürenin hak düşürücü etkisi, süresi içinde başvurulmadığı takdirde kararın kesinleşmesi sonucunu doğurmasından kaynaklanır.

Sürenin Başlangıcı: Tebliğ ve Elektronik Tebligat

Süre, kural olarak gerekçeli kararın usulüne uygun biçimde tebliğ edilmesiyle işlemeye başlar. Kısa kararın duruşmada tefhim edilmiş olması tek başına süreyi başlatmaz; gerekçeli kararın tebliğinden önce başvuruda bulunulmak isteniyorsa, bu durumda süre tutum dilekçesi verilerek kanun yoluna başvurulduğu kayda geçirilmelidir.

Dosyada kendisini vekille temsil ettiren taraf bakımından tebliğ vekile yapılır ve süre vekile yapılan tebliğle işlemeye başlar. Tarafın kendisine yapılan tebliğ, vekil bulunmasına rağmen sürenin başlangıcı bakımından esas alınmaz.

Elektronik yolla yapılan tebliğde, tebliğin hangi anda yapılmış sayılacağı ilgili kanun hükümlerine göre değerlendirilir. Elektronik tebligata ilişkin kanuni karine, sürenin başlangıç tarihinin belirlenmesinde belirleyici olduğundan, tebliğin okunduğu an ile tebliğ tarihi arasındaki ayrım dosya üzerinden somut olarak tespit edilmelidir.

Sürenin Hesaplanması

Sürenin hesabında tebliğ günü dikkate alınmaz; süre, tebliği takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Süre takvim günü üzerinden hesaplanır; hafta sonları ve resmî tatiller süreyi kesmez, yalnızca son günün belirlenmesinde etkili olur.

Sürenin son gününün hafta sonuna veya resmî tatile denk gelmesi hâlinde, süre tatili takip eden ilk iş gününün sonunda dolar. Adli tatil, kanun yolu sürelerinin işlemesini durdurmaz; bu nedenle adli tatil döneminde de sürenin takibi gerekir.

Süre, son günün sona ermesiyle biter. Elektronik ortamda yapılan başvurularda gönderimin sisteme kaydedildiği an önem taşıdığından, başvurunun son güne bırakılmaması yönünde pratik bir özen gösterilmelidir.

Yer Tutuculu Örnek Hesap

[MAHKEME] tarafından verilen [TARİH] tarihli gerekçeli karar, [DAVACI] vekiline [TEBLİĞ TARİHİ] tarihinde tebliğ edilmiştir. Tebliğ günü hesaba katılmadığından sürenin ilk günü [ERTESİ GÜN] olarak belirlenir. Kanunda öngörülen süre bu tarihten itibaren işler ve son gün [SON GÜN] olarak tespit edilir.

Son günün hafta sonuna veya resmî tatile denk gelmesi hâlinde süre [TAKİP EDEN İŞ GÜNÜ] sonunda dolar. İstinaf dilekçesi, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren işleyen süre içinde [MAHKEME]'ye verilmelidir; dilekçeye kararın tebliğ tarihini gösteren tebliğ belgesi eklenerek hesabın denetlenebilir kılınması yararlı olur.

Süre Kaçırılırsa Ne Olur

Süresi içinde verilmeyen istinaf dilekçesi, ilk derece mahkemesince reddedilir ve karar kesinleşir. Kesinleşen tahliye kararı icra edilebilir hâle gelir; bu aşamadan sonra kararın esasına ilişkin istinaf incelemesi yapılamaz.

Sürenin kaçırılması hâlinde eski hâle getirme kurumuna başvurulması, kanun yolu süreleri bakımından yalnızca kanunda öngörülen dar koşullarda tartışılabilir. Uygulamada bu yol, sürenin hesabında maddi hata bulunduğu veya tebliğin usulsüz olduğu iddialarıyla sınırlı biçimde gündeme gelir; bu nedenle sürenin başlangıcına ilişkin belgelerin dosyada bulunması önemlidir.

Uygulamada Dikkat Edilecekler

Süre hesabı, kararın tebliğine ilişkin belgeyle birlikte dosya üzerinden doğrulanmalı; tebliğ tarihi, tebliğin muhatabı ve tebliğ biçimi ayrı ayrı kontrol edilmelidir. Birden fazla davalı bulunan dosyalarda her bir taraf için tebliğ tarihi farklı olabileceğinden, süre her taraf bakımından ayrı değerlendirilir.

Sonuç

İhtiyaç nedeniyle tahliyede istinaf süresi, usul kanunumuzun istinafa ilişkin hükümlerine göre belirlenen, kesin ve uzatılamaz nitelikte bir süredir. Sürenin gerekçeli kararın tebliğiyle başladığı, takvim günü üzerinden hesaplandığı ve son günün tatile denk gelmesi hâlinde takip eden iş gününde sona erdiği göz önünde tutulmalıdır.

Bu sayfa yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış genel bilgilendirme metnidir; hukuki görüş yerine geçmez. Süre, madde ve usul bilgilerini güncel mevzuattan doğrulayın; somut olayınız için bir avukata danışın.

Sıkça sorulan sorular

İstinaf süresi kesin midir, uzatılabilir mi?

Süre kanunda öngörülen kesin bir süredir; mahkemece uzatılamaz ve taraflarca değiştirilemez. Bu nedenle başvurunun süre içinde yapılması zorunludur.

Süre tefhimle mi, tebliğle mi başlar?

Kural olarak gerekçeli kararın tebliğiyle başlar. Kısa kararın tefhim edilmesi tek başına süreyi başlatmaz; tefhimden sonra başvuru yapılacaksa süre tutum dilekçesi verilmesi gerekir.

Elektronik tebligatta sürenin başlangıcı nasıl belirlenir?

Tebliğin hangi anda yapılmış sayıldığı ilgili kanun hükümlerine göre belirlenir. Tebliğ belgesindeki tarih ile okunma anının ayrı değerlendirilmesi ve bu hususun dosyada belgelenmesi gerekir.

Son gün resmî tatile denk gelirse ne olur?

Süre, tatili takip eden ilk iş gününün sonunda dolar. Adli tatil ise kanun yolu sürelerini durdurmadığından, bu dönemde de sürenin takibi gerekir.

Süre kaçırılırsa karar kesinleşir mi?

Süresinde verilmeyen istinaf dilekçesi reddedilir ve karar kesinleşir. Eski hâle getirme yalnızca kanunda öngörülen dar koşullarda tartışılabileceğinden, süre hesabının baştan doğru yapılması önemlidir.