Saygılı Yarlıg

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/53 E. 2022/432 K. 14.06.2022

Ceza Genel Kurulu · 2022-06-14 · bozma

Ceza Genel Kurulu 2020/53 E. , 2022/432 K. "İçtihat Metni" Yargıtay Dairesi : Ceza Genel Kurulu Silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan sanık hakkında ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 03.10.2019 tarih ve 123-143 sayı ile; sanığın TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 220/7, 62, 53, 54 ve 63. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba karar verilmiştir. Hükmün sanık müdafisi ve katılma talebi reddedilenler tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının "ret ve onama" istemli 28.01.2020 tarihli ve 11419 sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Temyiz incelemesi yapan Ceza Genel Kurulunca dosya incelenip görüşülerek gereği düşünüldü: Hükmolunan ceza miktarı yönünden yasal şartları oluşmadığından sanık müdafisinin duruşmalı inceleme isteminin CMK'nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren reddine oy birliğiyle karar verilmiştir. Kovuşturma aşamasında sanık hakkındaki kamu davasına katılma talebinde bulunup Özel Dairece bu talepleri reddedilen ..., ... ve ...'nın CMK'nın 260/1. maddesindeki düzenleme uyarınca kanun yollarına başvurma hakları bulunmakta ise de kamu barışına karşı işlenen suçlardan olup dolaylı mağdurunun toplumu oluşturan bütün bireylerin olduğu silahlı terör örgütüne yardım etme suçu yönünden davaya katılma ve hükmü temyiz etme haklarının bulunmaması karşısında katılma talepleri reddedilen ... vekili, ... ve ...'nın temyiz istemlerinin 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesi uyarınca reddine oy birliğiyle karar verilmiş; kovuşturma aşamasında sanık hakkındaki kamu davasına katılma talebinde bulunup Özel Dairece bu talebi reddedilen ... ile temyiz aşamasında dosyaya gelen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.02.2020 tarihli yazısının ekindeki 06.06.2018 tarihli dilekçesiyle katılma talebinde bulunan ... ...'nın aynı nedenden dolayı yargılama konusu suç yönünden davaya katılma haklarının bulunmaması karşısında Özel Dairenin gerekçeli kararının anılan kişilere tebliğ edilmesinde zorunluluk görülmemiştir. Ceza Genel Kurulunca, sanık hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan cezalandırılma istemiyle açılan davada, İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesinde yapılan yargılama sonunda, bu suçtan kurulan mahkumiyet hükmünün hukuki yönüne ilişkin temyiz incelemesi yapılacaktır. I) TEMYİZ EDENLERİN SIFATI, BAŞVURULARIN SÜRESİ VE TEMYİZ NEDENLERİNE GÖRE YAPILAN İNCELEMEDE: A) Uygulanacak Temyiz Hükümleri: 07.10.2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan bölge adliye mahkemeleri, 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği üzere 20.07.2016 tarihinde tüm yurtta göreve başlamıştır. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle birlikte istinaf kanun yolu uygulamaya girmekle birlikte 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8. maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihi olan 20.07.2016 tarihinden önce verilen kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1412 sayılı CMUK'nın, bu tarihten sonra verilen kararlar hakkında ise 5271 sayılı CMK'nın temyize ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 7 nolu protokolün "Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı" başlıklı 2. maddesinin "Bir mahkeme tarafından cezai bir suçtan mahkum edilen her kişi, mahkumiyet ya da ceza hükmünü daha yüksek bir mahkemeye yeniden inceletme hakkını haiz olacaktır. Bu hakkın kullanılması, kullanılabilme gerekçeleri de dahil olmak üzere, yasayla düzenlenir. 2. Bu hakkın kullanılması, yasada düzenlenmiş haliyle önem derecesi düşük suçlar bakımından ya da ilgilinin birinci derece mahkemesi olarak en yüksek mahkemede yargılandığı veya beraatini müteakip bunun temyiz edilmesi üzerine verilen mahkumiyet hallerinde istisnaya tabi tutulabilir." hükmü doğrultusunda, bazı kamu görevlilerin özel yetki kuralları uyarınca Yargıtayda veya Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesinde yargılanmaları hâlinde istisna getirebilme olanağına rağmen iç hukukumuzda, ilk derece olarak Yargıtayda yargılanacak kişiler bakımından verilen hükümlerin temyiz edilebileceği öngörülerek, iki dereceli sistem benimsenmiştir. B) Temyiz Süresi ve Neden Bildirme Yükümlülüğü: Hüküm fıkrasında, verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağı bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresinin, mercisi ve şekillerinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilerek hazır bulunan sanığa ve müdafisine bildirilmesi gerekmektedir. Temyiz istemi, tutuklu bulunan sanıklar hakkında CMK'nın 263. madde hükmü saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasından itibaren eğer temyiz yoluna başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılmasının gerekliliği, temyiz sebebinin ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabileceği gözetilerek, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorunda olduğu, başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilmesi gerekliliğine uyularak usulüne uygun başvuru yapıldığı anlaşılmakla işin esasına geçilmiştir. C) Temyiz Nedenleri ve İncelemenin Kapsamı: İstinaf mahkemelerinin Türk yargı sistemine dahil olmasıyla kanun yolu yargılamasında yeni bir anlayışı benimseyen kanun koyucu, istinaf başvurusunda Cumhuriyet savcısı dışındaki diğer kişiler bakımından sebep gösterme zorunluluğu öngörmezken, temyiz kanun yolunda, mülga 1412 sayılı CMUK'dan farklı şekilde resen temyiz tercihinden vazgeçerek, temyiz davasını açan ve sınırlayan temyiz dilekçesinde temyiz edenin, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini, temyiz sebeplerini göstermek zorunda olduğunu ve temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren ek bir dilekçe vermesini öngörmüştür. Gerekçeli temyiz dilekçesi, (ek dilekçe, temyiz layihası) temyiz nedenlerinin gösterildiği dilekçedir. Temyiz dilekçesinde ya da daha sonradan verilen ek temyiz dilekçesinde temyiz denetiminin kapsamının belirlenmesi bakımından hangi hukuka aykırılıklara dayanıldığının anlaşılır bir şekilde gösterilmesi gerekir. Bir muhakemede, çözümü amaçlanan iki temel sorun vardır. Bunlar, maddi sorun ve hukuki sorundur. Maddi sorun, "olgusal dünya"ya; hukuki sorun, "normatif dünya"ya aittir. Mahkemede önce maddi sorun, sonra hukuki sorun çözülür. Maddi sorunun çözümü geçmişte yaşanmış bir olayın temsili, nasıl gerçekleştiğinin tespitidir. Bu çözüm de sadece hukukun izin verdiği yöntemlerle gerçekleşecektir. Maddi olayın gerçeğe uygun temsil edilebilmesi öncelikle, eksiksiz soruşturma yapılması ve toplanan tüm delil araçlarının doğru değerlendirilmesine bağlıdır. Hâkim; delil araçlarını, akıl yürütmek ve bu arada tecrübe kurallarına başvurmak suretiyle, vicdanına göre değerlendirecektir. Yine akıl yürüterek boşlukları dolduracaktır. Dolayısıyla vicdani kanaate sezgilerle değil akıl yoluyla ulaşılacaktır. Temyiz denetiminde, maddi olayın tespitinde ilk derece ve bölge adliye mahkemelerinin, sözlülük, doğrudan doğruyalık ve yüzyüzelik ilkeleri uyarınca elde edilen delilleri vicdani kanaatleri ile serbestçe takdir ederken, delillerle varılan sonucun hukuk kurallarına, akla, mantığa, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel görüşlere uygun olup olmadığının tespiti bakımından somut dosya üzerinden görüşülüp incelenebileceği gibi maddi sorunla ilgili vaka değerlendirmelerindeki hukuka aykırılıkları da gerekçe üzerinden denetlenebilecektir. Temyiz dilekçesinde bir temyiz nedeni var olmasına rağmen muhakeme hukukuna aykırılık iddiasının temyiz sebebi olarak gösterilmemesi ya da gösterilmekle birlikte hükme etki edecek nitelikte olmadığının anlaşılması durumunda usul hükümlerine uygunluk bakımından sadece 5271 sayılı CMK'nın 289. maddesi kapsamındaki hukuka kesin aykırılık hâlleriyle sınırlı bir temyiz incelemesi yapılacak, inceleme sırasında tespit edilen ancak hükmü etkilemeyen muhakeme hukukuna aykırılıklar Yargıtay tarafından bozma nedeni yapılmayarak kararda bu aykırılıklara işaret edilmekle yetinilecektir. Temyiz nedeninin, maddi hukuka aykırılık iddiasına dayanması hâlinde ise maddi hukuka aykırılık nedeniyle hükmün temyiz edilmesi yeterli olup cezai yaptırımların kişiler üzerindeki telafisi mümkün olmayan ağır sonuçları da gözetilerek somut olayda adaleti gerçekleştirme ve doğru bir hüküm oluşturma ile yükümlü olan Yargıtayca dosyaya yansıyan tüm maddi hukuka aykırılıklar tespit edilip temyiz edenin sıfatı da dikkate alınmak suretiyle bozma nedeni yapılması gerekecektir. CMK'nın 289. maddesinde yazılı olan "Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır" kuralı, hiçbir temyiz nedeni içermeyen bir temyiz başvurusunda, mutlak temyiz nedenlerinin kendiliğinden gözetileceği şeklinde anlaşılamaz. Bu noktada dilekçe yalnızca bir veya birden fazla nispî temyiz nedeni içeriyorsa, bu nedenler kabul edilmese dahi 5271 sayılı CMK'nın 289. maddesinde yer alan mutlak hukuka aykırılık hâllerinden birine dayanarak hükmün bozulması mümkündür. D) Temyiz istemlerinin süresinde ve geçerli olup olmadığının değerlendirilmesi: a) Özel Dairece ilk derece mahkemesi sıfatıyla gerçekleştirilen yargılama sonucunda 03.10.2019 tarihinde yapılan oturumda hüküm özünün, hazır bulunan sanık ve müdafisine, karara karşı başvurulacak kanun yolu, süresi, mercisi ve şekilleri de belirtilmek suretiyle açıkça okunup usulen anlatıldığı, Mahkumiyet hükmüne yönelik olarak sanık müdafisinin 04.10.2019 tarihli ve süresi içerisinde sunduğu dilekçeyle temyiz kanun yoluna başvurduğu, b) Temyiz dilekçesi içeriğinden; kararın usul ve yasaya aykırı olması nedenine dayanmak suretiyle gerekçeli kararın kendisine tebliğ edilmesini talep ettiği, c) Gerekçeli kararın sanık müdafisine 16.11.2019 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, Sanık müdafisinin 16.11.2019 tarihinde ve süresi içinde ek temyiz dilekçesini sunduğu, Görülmekle sanık müdafisinin temyiz talebinin süresinde ve geçerli olduğu anlaşılmıştır. II) İDDİA: ''... sicil numarası ile ... Cumhuriyet Savcı Yardımcısı göreve başlayan şüphelinin sırasıyla ..., İliç, , ...Cumhuriyet Savcılığı ve Yargıtay Tetkik Hakimliği görevlerinde bulunduğu, 16.03.2003 tarihinde Yargıtay Üyesi olarak seçildiği, Yargıtay 1. Başkanlar Kurulu'nun 17.07.2016 tarih ve 244/a sayılı kararı ile mevcut yetkilerinin kaldırıldığı, 17.07.2016 tarihinde kendi isteği ile emekli olduğu tespit edilmiştir. Şüpheli Savunması: ... Cumhuriyet Başsavcılığında 19/07/2016 tarihli, müdafii huzurundaki savunmasında: Örgüt ile herhangi bir ilişkisinin olmadığını, Yargıtay Üyesi olması nedeniyle soruşturma usulüne ilişkin itirazları bulunduğunu, (Ek : 6/1-4) ... 1. Sulh Ceza Hakimliğindeki 20/07/2016 tarihli sorgusunda: Herhangi bir örgütle irtibatlı olmadığını, soruşturma usulüne ilişkin itirazları bulunduğunu, (Ek : 6/18-20) İfade etmiştir. Deliller: ... alınan ifadesinde "...başkan ... duyduğum kadarıyla FETÖ ile bağlantılı kişilerdi" (Ek :5/353) ... alınan ifadesinde "Tetkik hakimi olduğu günden beri tanıyorum. Fetullah Gülen cemaat mensubu olmadığını biliyorum. Ancak Fetullah Gülen cemaat mensuplarının yakın markajı nedeni ile cemaatin etkisi altına girdiğini biliyorum. Kendisi .... döneminde ve .... istemesi üzerine Yargıtay üyesi yapılmıştır. Çalışkan biri olduğunu biliyorum." (Ek :5/302) ... alınan ifadesinde "Bu yapıya mensup arkadaşlar bana ilk defa 1998 yılında bizim evlerde kalan adaylarımız ve sınava çalışan arkadaşlarımız var onlara moral motivasyon olsun diye ara sıra gelip onlara da sohbet eder misin dediler. Bu teklifi bana çoğunlukla ...... yaptı. Ben de onları kırmadım ve 1998 yılından 2004 yılına kadar yaklaşık 6 yıllık sürede 15-20 defa bazen adaylara bazen de sınava hazırlanan çocukların evlerine giderek onlara bu tür sohbetler yaptım. 2004 yılından itibaren ... Bakanlığa da Muzaffer ... gelmişti ve sanıyorum adaylara da bu yapı içerisinde onlar bakıyorlardı. Bu cemaatin genel tavrı ve özelliği gereği kendi ellerinde yetişmemiş ve cemaat geçmişi olmayan birine adaylık ve mezun hizmeti gibi cemaatin önemli sayılacak işlerinin sorumluluğunu vermezler, ana sorumluyu tam olarak bilmemekle beraber benim gözlemleyebildiğim kadarıyla bu işleri yani mezunların organize edilme işlerini, ...'ya getirilip evlerinin tutulma işlerini, her türlü ihtiyaçlarının görülme işlerini fakültedeyken hizmet dedikleri yapı içinde sorumluluklar almış, hizmet denilen yapının iç işleyişini iyi bilen ve kendisine güvenilen hakim adayları yürütüyorlardı. Mesela bu kişiler beni sohbet yapmak üzere bu evlere getirip götüren ... ...... gibi isimler gelinceye kadar. Beni daha sonra bu sohbetlere yapmak üzere bu şahıslar davet ediyordu. Cemaat mensuplarının seçimlerde organize hareket etmek suretiyle nasıl var olan sayılarının da üzerinde sonuçlar elde ettiklerini anlatmaya çalışmıştım. Yargıtay'da 2012 yılı sonunda veya 2013 yılı Ocak ayında yapılan üç adet yüksek seçim kurulu üyeliği şunu gösterdi ki cemaat mensupları sanki salt çoğunluğu ele geçirmiş gibi hareket ediyorlardı. İbrahim Bey ile beraber Yargıtay ve Danıştayda cemaat mensubu olmayan üyeleri cemaat mensupları ile ilgili olarak bilgilendirmeye ve yönetim işlerine müdahale edebilmeleri için kendi aralarında bir istişare mekanizması kurulması için çalışma yapmaya karar verdikten sonra ben ihtiyaç duyduğum zaman İbrahim Bey'in de bilgisine başvurmak suretiyle önce Yargıtayda sonra Danıştay'da cemaat mensuplarının ve diğer üyelerin sayılarının daire daire belirlenmesi amacıyla bir çalışma yaptım. Bu çalışmada Yargıtay'ın eski sosyal demokrat grubunu ikinci sütuna, cemaatçi üyeler ile bunların kontrolünde hareket ettiğini düşündüğüm Yargıtay Başkanını üçüncü sütuna, aralarında ufak tefek ton farkları olmakla beraber birlikte hareket edebileceğimizi düşündüğüm üyeleri de dördüncü ve beşinci sütunlara yazdım. Bu şekilde hazırlanan listeye baktığımızda hukuk dairelerinde 1, 2 ve 3. Hukuk Dairesinde 2’şer cemaat üyesi var iken; 4. Hukuk Dairesinde 6 cemaat mensubu, Ceza Dairelerinde ise 1, 2 ve 3. Ceza Dairelerinde 3'er üye, 4. Ceza Dairesinde 5 üye, 5. Ceza Dairesinde 7 üye, 6. Ceza Dairesinde 5 üye, 7. Ceza Dairesinde 3 üye, 8. Ceza Dairesinde 4 üye, 9. Ceza Dairesinde ise 9 üye (bu tabloyu yaptığım sırada Başkan .... beyin de Balyoz davasının temyiz incelemesinde bu yapıya mensup üyelerle birlikte hareket etmesi nedeniyle 9 yazmıştım, Başkan Ekrem beyi düşersek 8 üye), 10. Ceza Dairesinde 5 üye, 11. Ceza Dairesinde 6 üye, 12. Ceza Dairesinde 4 üye, 13. Ceza Dairesinde 7 üye, 14. Ceza Dairesinde 6 üye, 15. Ceza Dairesinde 6 üye olmak üzere toplam 75 cemaat mensubu üyenin bulunduğunu gördüm. Bu tabloya bakıldığında; 4 ve üzeri bulunan daireleri cemaatin önemsediğini düşünürsek hukuk dairelerinde 4, 5, 12, 18. Dairelere önem verdiklerini kabul edebiliriz. Ceza Dairelerinde ise 4, 5, 6, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14 ve 15. Ceza Dairelerinde yoğunlaştıkları görülmektedir. Yargıtay'daki toplam üye sayısına baktığımızda ise 2013 yılı itibariyle Yargıtay'da eskiden kalan kıdemli üyelerin 131 kişi, cemaat mensuplarının 133 kişi, cemaat mensupları dışında kalan ve birlikte hareket edebileceğini düşündüğümüz milliyetçi muhafazakar demokrat üyelerin ise 123 kişi olduğu görülmektedir. Burada da Yargıtay'ın 3 bloka bölündüğünü ve blokların sayılarının birbirine yakın olduğunu, hiçbirisinin tek başına salt çoğunluğa sahip olmadığını (o zamanki salt çoğunluk 195 idi sanıyorum) görmekteyiz. Ancak cemaat mensupları hem birlikte hareket ettikleri için hem de kendilerinden olmayan üyeleri de iyi tanıdıkları ve tahlil ettikleri için organize hareket etmek ve kendilerinden olmayan üyeler üzerinde bire bir çalışarak etkilemek suretiyle Yüksek Seçim Kurulu üyeliklerinde veya daire başkanlığı seçimlerinde salt çoğunluğa erişebildiklerini görmüştük. Yargıtay'da cemaat mensubu üyelerin kendilerince kritik gördükleri dairelere sayısal olarak ne şekilde dağıtıldığını yukarıda izah etmiştim. Bu konuda aklıma gelen somut bir örneği de sizlerle paylaşmak istiyorum. Balyoz davasının karara bağlandığı günlerdi. Henüz karar yazılıp Yargıtay'a gelmemişti. İbrahim Bey ile Kuruldaki odasında bu dava ile ilgili yorumlar yapıyorduk..... Bey başından beri Balyoz davasıyla yakından ilgilenmişti ve bu konudaki kuşkularını ve soru işaretlerini her ortamda ifade etmişti. Hatta bu konuda bir toplantıda ....ile tartıştığını da hatırlıyorum. Balyoz davası karara bağlanınca biz 9. Ceza Dairesinin durumuna baktık ve Yargıtay'daki üyelerin daireler arasında nasıl dağıtıldığına ilişkin durumu en açık bir şekilde belki de o zaman fark ettik. Söylentiler vardı ama olayın bu boyutta olduğunu tam bilmiyorduk, 9. Dairede cemaatin sekiz üyesi vardı. İki de o dairede eskiden kalma üye bulunuyordu. Bunlar Günsal Albayrak ve Halim Aşaner, İbrahim Bey listeye baktı ve buradan olumlu bir şey çıkmaz dedi. Neden dedim. Başkan ..., Günsal Albayrak ve Halim Aşaner dışında kimse yok dedi. Ben dedim ki, Başkan dosyayı Halim Bey'e veremez mi? İbrahim bey, aslında iyi olur dedi. Halim bey tetkik hakimi iken de sanıyorum o dairede idi. Konunun uzmanlarından biriydi, yapı olarak da milliyetçi bir çizgisi vardı. O zaman gidip ... Bey ile görüşelim, Balyoz dosyasını bizzat Halim Bey'e versin, bu dosyaya Halim Bey'in kontrolünde bakılsın dedik. O sırada içeriye genel sekreter Muzaffer ... girdi. İ ...'a hitaben; 9. Ceza Dairesini ne hale getirmişsiniz. Ama bak biz ne düşünüyoruz. ...e gideceğiz ve Balyoz dosyasını Halim Aşaner'e inceletmesini isteyeceğiz dedi. O sırada Yargıtay'da daireler iki heyet halinde çalışıyordu....diğer heyette çalıştığını falan da o anda Muzaffer'den öğrendik. Muzaffer ..., bu mümkün değil, falan dedi çünkü. Aradan bir ay geçmedi, bir duyduk Halim Aşaner 4. Ceza üyeliğine gönderilmiş. Bu işe önce bir anlam veremedik. Çünkü Halim Aşaner Bey uzun yıllardır 9. Ceza Dairesinde çalışıyordu. Durup dururken 4. Ceza Dairesine gitmesinin de bir anlamı yoktu. Sonra öğrendik ki Halim Aşaner'e 4. Ceza Dairesi Başkanlığını teklif etmişler, artık ikna etmek için neler yaptıklarını neler söylediklerini bilmiyoruz. Yakın bir vakitle 4. Ceza Dairesi Başkanlığı boşalacaktı. Bunu da bu dairenin başkanlığına aday olan aynı zamanda eskiden lojman komşumuz olan.... hanımdan duymuştuk. Çünkü o başkanlık seçimi için girişimlerine başlamıştı. Seçilmesine de kesin gözüyle bakıyorduk. Çünkü cemaat mensubu üyeler ... daha önce bir başka dairenin başkanlığını teklif etmişlerdi ama ... Hanım bu teklifi etik bulmamıştı, benim o daire ile ilgili bir uzmanlığım yok, yakında benim dairem de boşalacak, ben kendi dairemde sıramı bekleyeceğim demişti. Emine Saba Hanım'a başka dairenin başkanlığını teklif eden cemaat mensupları şimdi kendi dairesinin başkanlık seçimi yaklaştığı sırada 9. Dairenin bir üyesine başkanlık sözü vererek ....Hanım'ın olduğu daireye gönderiyorlardı...r ...’a söylediklerimiz geldi. Dedik ki bu süslü kaydırma hembbbbhem de Yargıtay'a gelecek Balyoz davasına bir operasyon. Muzaffer ... o gün Balyoz meselesini İbrahim Bey ile konuştuğumuz sözlerin üzerine gelmişti ve bu konuşmalarımızı son derece ciddiye aldı ve Yargıtay’daki arkadaşlarına iletti diye düşündük. Onlar da ne olur ne olmaz diye Halim Aşaner'e reddedemeyeceği bir teklifle belki de biraz uğraşar

Metin kamuya açık karardan alınmıştır ve uzun kararlarda kısaltılmıştır. Künye, süre ve madde bilgilerini kaynağından doğrulayın.