Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2019/616 E. 2021/624 K. 09.12.2021
Ceza Genel Kurulu 2019/616 E. , 2021/624 K.
"İçtihat Metni"
Silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan sanık hakkında ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 30.05.2019 tarih ve 59-91 sayı ile; sanığın suçu sabit olmadığından CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince 'Beraatine' karar verilmiştir.
Hükmün sanık müdafisiyle birlikte İçişleri Bakanlığı ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının “ret ve onama” istemli 02.12.2019 tarihli ve 117651 sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Temyiz incelemesi yapan Ceza Genel Kurulunca dosya incelenip görüşülerek gereği düşünüldü:
Silahlı terör örgütüne yardım etme suçunun niteliği itibariyle suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen ve bu nedenle de davaya katılma hakları bulunmayan T.C. ... ve İçişleri Bakanlığının hükmü temyiz yetkileri bulunmadığından temyiz istemlerinin 5271 sayılı CMK 298. maddesi uyarınca REDDİNE oy birliğiyle karar verilmiştir.
Ceza Genel Kurulunca, sanık hakkında silahlı terör örgütüne yardım suçundan cezalandırılma istemiyle açılan davada ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9.Ceza Dairesince yapılan yargılama sonunda, bu suçtan kurulan beraat hükmünün hukuki yönüne ilişkin temyiz incelemesi yapılacaktır.
I)TEMYİZ EDENLERİN SIFATI, BAŞVURULARIN SÜRESİ VE TEMYİZ NEDENLERİNE GÖRE YAPILAN İNCELEMEDE:
A) Uygulanacak Temyiz Hükümleri:
07.10.2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan bölge adliye mahkemeleri, 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği üzere 20.07.2016 tarihinde tüm yurtta göreve başlamıştır. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle birlikte istinaf kanun yolu uygulamaya girmekle birlikte 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8. maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihi olan 20.07.2016 tarihinden önce verilen kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1412 sayılı CMUK'nın, bu tarihten sonra verilen kararlar hakkında ise 5271 sayılı CMK'nın temyize ilişkin hükümleri uygulanacaktır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 7 nolu protokolün "Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı" başlıklı 2. maddesinin "Bir mahkeme tarafından cezai bir suçtan mahkum edilen her kişi, mahkumiyet ya da ceza hükmünü daha yüksek bir mahkemeye yeniden inceletme hakkını haiz olacaktır. Bu hakkın kullanılması, kullanılabilme gerekçeleri de dahil olmak üzere, yasayla düzenlenir. 2. Bu hakkın kullanılması, yasada düzenlenmiş haliyle önem derecesi düşük suçlar bakımından ya da ilgilinin birinci derece mahkemesi olarak en yüksek mahkemede yargılandığı veya beraatini müteakip bunun temyiz edilmesi üzerine verilen mahkumiyet hallerinde istisnaya tabi tutulabilir." hükmü doğrultusunda, bazı kamu görevlilerin özel yetki kuralları uyarınca Yargıtayda veya Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesinde yargılanmaları halinde istisna getirebilme olanağına rağmen iç hukukumuzda, ilk derece olarak Yargıtayda yargılanacak kişiler bakımından verilen hükümlerin temyiz edilebileceği öngörülerek, iki dereceli sistem benimsenmiştir.
B) Temyiz Süresi ve Neden Bildirme Yükümlülüğü:
Hüküm fıkrasında, verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağı bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresinin, mercisi ve şekillerinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilerek hazır bulunan sanığa ve müdafisine bildirilmesi gerekmektedir.
Temyiz istemi, tutuklu bulunan sanıklar hakkında CMK'nın 263. madde hükmü saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasından itibaren eğer temyiz yoluna başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılmasının gerekliliği, temyiz sebebinin ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabileceği gözetilerek, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorunda olduğu, başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilmesi gerekliliğine uyularak usulüne uygun başvuru yapıldığı anlaşılmakla işin esasına geçilmiştir.
C) Temyiz Nedenleri ve İncelemenin Kapsamı:
İstinaf mahkemelerinin Türk yargı sistemine dahil olmasıyla kanun yolu yargılamasında yeni bir anlayışı benimseyen kanun koyucu, istinaf başvurusunda Cumhuriyet savcısı dışındaki diğer kişiler bakımından sebep gösterme zorunluluğu öngörmezken, temyiz kanun yolunda, mülga 1412 sayılı CMUK'dan farklı şekilde resen temyiz tercihinden vazgeçerek, temyiz davasını açan ve sınırlayan temyiz dilekçesinde temyiz edenin, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini, temyiz sebeplerini göstermek zorunda olduğunu ve temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren ek bir dilekçe vermesini öngörmüştür. Gerekçeli temyiz dilekçesi, (ek dilekçe, temyiz layihası) temyiz nedenlerinin gösterildiği dilekçedir. Temyiz dilekçesinde ya da daha sonradan verilen ek temyiz dilekçesinde temyiz denetiminin kapsamının belirlenmesi bakımından hangi hukuka aykırılıklara dayanıldığının anlaşılır bir şekilde gösterilmesi gerekir.
Bir muhakemede, çözümü amaçlanan iki temel sorun vardır. Bunlar, maddi sorun ve hukuki sorundur. Maddi sorun, "olgusal dünya"ya; hukuki sorun, "normatif dünya"ya aittir. Mahkemede önce maddi sorun, sonra hukuki sorun çözülür. Maddi sorunun çözümü geçmişte yaşanmış bir olayın temsili, nasıl gerçekleştiğinin tespitidir. Bu çözüm de sadece hukukun izin verdiği yöntemlerle gerçekleşecektir. Maddi olayın gerçeğe uygun temsil edilebilmesi öncelikle, eksiksiz soruşturma yapılması ve toplanan tüm delil araçlarının doğru değerlendirilmesine bağlıdır. Hâkim; delil araçlarını, akıl yürütmek ve bu arada tecrübe kurallarına başvurmak suretiyle, vicdanına göre değerlendirecektir. Yine akıl yürüterek boşlukları dolduracaktır. Dolayısıyla vicdani kanaate sezgilerle değil akıl yoluyla ulaşılacaktır.
Temyiz denetiminde, maddi olayın tespitinde ilk derece ve bölge adliye mahkemelerinin, sözlülük, doğrudan doğruyalık ve yüzyüzelik ilkeleri uyarınca elde edilen delilleri vicdani kanaatleri ile serbestçe takdir ederken, delillerle varılan sonucun hukuk kurallarına, akla, mantığa, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel görüşlere uygun olup olmadığının tespiti bakımından somut dosya üzerinden görüşülüp incelenebileceği gibi maddi sorunla ilgili vaka değerlendirmelerindeki hukuka aykırılıkları da gerekçe üzerinden denetlenebilecektir.
Temyiz dilekçesinde bir temyiz nedeni var olmasına rağmen muhakeme hukukuna aykırılık iddiasının temyiz sebebi olarak gösterilmemesi ya da gösterilmekle birlikte hükme etki edecek nitelikte olmadığının anlaşılması durumunda usul hükümlerine uygunluk bakımından sadece 5271 sayılı CMK'nın 289. maddesi kapsamındaki hukuka kesin aykırılık hâlleriyle sınırlı bir temyiz incelemesi yapılacak, inceleme sırasında tespit edilen ancak hükmü etkilemeyen muhakeme hukukuna aykırılıklar Yargıtay tarafından bozma nedeni yapılmayarak kararda bu aykırılıklara işaret edilmekle yetinilecektir.
Temyiz nedeninin, maddi hukuka aykırılık iddiasına dayanması hâlinde ise maddi hukuka aykırılık nedeniyle hükmün temyiz edilmesi yeterli olup cezai yaptırımların kişiler üzerindeki telafisi mümkün olmayan ağır sonuçları da gözetilerek somut olayda adaleti gerçekleştirme ve doğru bir hüküm oluşturma ile yükümlü olan Yargıtayca dosyaya yansıyan tüm maddi hukuka aykırılıklar tespit edilip temyiz edenin sıfatı da dikkate alınmak suretiyle bozma nedeni yapılması gerekecektir.
CMK'nın 289. maddesinde yazılı olan "Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır" kuralı, hiçbir temyiz nedeni içermeyen bir temyiz başvurusunda, mutlak temyiz nedenlerinin kendiliğinden gözetileceği şeklinde anlaşılamaz. Bu noktada dilekçe yalnızca bir veya birden fazla nispî temyiz nedeni içeriyorsa, bu nedenler kabul edilmese dahi 5271 sayılı CMK'nın 289. maddesinde yer alan mutlak hukuka aykırılık hâllerinden birine dayanarak hükmün bozulması mümkündür.
D)Temyiz istemlerinin süresinde ve geçerli olup olmadığının değerlendirilmesi;
Özel Dairece ilk derece mahkemesi sıfatıyla gerçekleştirilen yargılama sonucunda 30.05.2019 tarihinde yapılan oturumda hüküm özünün, hazır bulunan sanık ve müdafisine, karara karşı başvurulacak kanun yolu, süresi, mercisi ve şekilleri de belirtilmek suretiyle açıkça okunup usulen anlatıldığı,
Beraat hükmüne yönelik olarak sanık müdafisinin süre tutum dilekçesini 31.05.2019 ve gerekçeli temyiz dilekçesini 27.08.2019 tarihinde süresi içerisinde sunduğu ve yasal gerekçeleri içerdiği anlaşılmıştır.
II-İDDİA;
''4.2.4. Şüphelinin Lehine Olan Deliller
4.2.4.1. Ele Geçirilen 1 Amerikan Dolarları Yönünden Lehe Olan Tanık Beyanı
Tanık, ...'ın 16/12/2016 tarihli ifadesinde,
"...Ben ...'in teyzesinin kocasıyım...2009 ve 2011 yıllarında iki oğlumu evlendirdim. Düğünde havaya 1 dolarlar attım. Bu düğünlerde havaya dolar attığım gibi bayramlarda ve özel günlerde çocukları ve elimi öpenleri sevindirmek için 1 dolar veya daha büyük dolar veririm. Bu amaçla cüzdanımda her zaman 1 dolar taşırım. Her ne kadar çocuk olmasa da elimi öptüklerinde ... ve eşine de bir dolar verdiğimi hatırlıyorum. Şu an da dahi cebimde 1 dolar vardır..."
Şüphelinin Eşi ...'in 29/07/2016 tarihli dilekçesinde,
"...28 Temmuz 2016 tarihinde evimizde yapılan arama sırasında yatak odası bazamızın altındaki hatıra poşetimde bulunan davetiyelerimiz, resimlerimizin yanında kayınvalidemin torunlarının sünneti sırasında hepimize anı olarak dağıttığı 1 Amerikan Dolarına polis arkadaşlar el koydular..." şeklinde, belirttiği beyanlarının, şüpheli lehine olarak ele alınması gereken deliller olduğu anlaşılmıştır.
Ayrıca Askeri Yargıtay Tüzüğü'nün değiştirilmek istenmesi amacıyla yapılan toplantılarda, şüpheli ...'in, diğer şüpheliler ... ve ...'dan farklı bir şekilde, üyelikten ayrılanlara onur belgesi (bir süre Askeri Yargıtay Üyeliği görevini yapıp isteği ile ayrılıp Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliği görevine giden ve FETÖ ile bağlantısı yukarıda ayrıntılı bir şekilde anlatılan, ...'ye onur belgesi verilmesinin sağlanması özel amacına ilişkin olduğu belli olan) ve armağan verilmesi teklifiyle ilgili olarak, Askeri Yargıtay Genel Kurulu'nun 09/10/2014 tarih ve 2014/10-6 esas 2014/10-6 karar sayılı karar oturumunda "her görevden ayrılma onurlu bir ayrılma değildir. Her ayrılana onur belgesi yada armağan verilmesi doğru bulmuyorum. Bu nedenle emekliye ayrılan tabiri ile emekliye ayrılmadan vefat eden tabirleri yerindedir", şeklinde beyanda bulunduğu, bu davranışın da adı geçenin haklarında FETÖ yöneticiliği veya üyeliği suçlarından dava açılan diğer şüphelilerden farklı bir davranış tarzı içinde olduğu ve bu hususun suçun nitelendirilmesi sırasında şüpheli lehine olarak ele alınması gereken bir delil olduğu sonucuna varılmıştır.
4.2.4.2.Suçun Niteliği Açısından Şüphelinin Lehine Olan Tanık Beyanları
Tanık, Eski Askeri Hakim ...'in 16/12/2016 ve 08/12/2016 tarihli ifadelerinde,
"...Fetöcülerde görülen özellikler ...'e uymaz ...görevlendirme listesinde adının bulunmasına herkesin şaşırdığını söyleyebilirim..."
"...... ile kayın hısımlığı sebebi ile tanışırım, Fetöcülerde görülen özellikler kendisinde yoktur... Kişilik itibariyle değil bir terör örgütünün talimatını en yakınının bile ricasını hukuka aykırı gördüğü bir hususta yerine getirmeyecek inanç ve karakter de birisidir..."
Tanık, Eski AYİM Üyesi ...’ın 15/03/2018 ve 08/12/2016 tarihli ifadelerinde,
"...Kürşad ...'in ifadesinde söylediği benim odamda onunla birlikte yaptığımız sohbet sırasında Fetöcü olduğundan şüphelendiğimiz şahıslardan bahsettiğimiz ve her ikimizin de söylediği kişilerin büyük ölçüde aynı olduğuna dair beyanları doğrudur..."
"...O tarihte ortak kanaate vardığımız kişiler Askeri Yargıtay'dan ...,...,....,...,...,.... ve AYİM'den ... ve ... idi...ismini saydığım kişilerin Fetöcü olduğunu nitelendirmeme sebep olan bir takım tavır ve davranışları vardı..."
"...Fetöcü olarak düşündüğümüz kişilerle diğer milliyetçi ve muhafazakar arkadaşlar önceleri bir aradaydılar. MİT krizi ve 17 - 25 Aralık olaylarından sonra milliyetçi muhafazakar kanat içerisinde bir ayrışma söz konusu oldu ve ikiye bölündü. Bunlardan birinci grup bizim gibi devletle problemi olmayanlardan oluşuyordu, diğer grup ise kendilerinden Fetöcü olarak şüphelendiğimiz üyelerden oluşuyordu. Dolayısıyla kendilerinin hal ve tavırları onlarla ilgili bir kanaate varmamıza gerekçe idi..."
"....... ile ilgili olarak bu şahısla ilk kez ben hakimlik stajı yaparken hakimlik sınavına geldiğimde tanıştık. Daha sonra bizim stajın sonuna doğru onlar staja başladılar. Stajı müteakip de benim askeri savcı olarak görev yaptığım Erzincan'daki askeri mahkemeye tayin oldu. Aynı dönemde ...'de Erzincan'a kıdemli hakim olarak tayin olmuştu. ..., ben, ....ve .... çok samimi idik. Sürekli ailecek görüşürdük. ... çok çalışkan, hırslı ve biraz da çok bilmiş bir arkadaşımızdı. Daha yeni göreve başladığında bile neredeyse Askeri Yargıtay içtihatlarının hepsini okumuştu. Mesleğinin sonuna gelmiş hakimler bile ona bilgi sorardı. İyi bir hakimdi. Elazığ'da görev yaparken mesleki başarısından dolayı erken terfi alan bir iki hakimden birisidir. Elazığ'da Yarbay rütbesine gelince Yargıtay seçimlerinde aday oldu. Sanırım birinci sıradan listeye girdi. Hemen hemen her kesimden oy aldı. Ancak Cumhurbaşkanlığı aşamasında özellikle ...'in desteği ile üye seçildi. Üye seçildikten sonra da ...'in oturduğu apartmanda oturdu. Aynı serviste mesaiye gidip geliyorlardı. Askeri Yargıtay'da da aynı dairede görev yapıyorlardı. Ben bu şahsın ailesini de yakınen tanırım. Babası emekli din dersi öğretmeni annesi ise emekli ilkokul öğretmenidir. Aile sosyal demokrat düşünce yapısında bir ailedir. ... de Yargıtay üyeliğinin belli bir süresine kadar alkol de kullanırdı, daha sonra bıraktığını biliyorum. Kendisi genel olarak milliyetçi muhafazakar yapıya yakındı. Ancak yukarıda belirttiğim fiziki mekan yakınlığı sebebi ile ...'e fazla yakın gözüküyordu. Bu konuda kendisini defalarca ikaz ettim. Bunun yanlış anlaşılmaya sebep olduğunu, insanların kendisini de Fetöcü olarak nitelendirebileceğini söyledim. O ise bana ...'in sürekli kendisi ile yakın ilişki kurduğunu, geçmişteki samimiyete binaen ve mevcut fiziki konumundan dolayı bu ilişkiyi koparamadığını, benim de ... ile eski dost olduğumu, yeniden barışmamız gerektiğini söylüyordu. Ben de kendisine ... ile benim bir takım sorunlarım olduğunu, ancak bu sorunlar esnasında benim alttan alarak onunla barıştığımı, ancak durumun şimdi farklı olduğunu, konunun şahsi bir mesele olmayıp ülke ve vatan meselesi olduğunu söyledim. ..., ... ve diğer Fetöcülerin olduğu ortamlarda benden uzak durup onların olmadığı zamanlarda bana çok samimi davranıyordu. Aynı şeyi Yargıtay'da görevli benimle samimi olan arkadaşlara da yaptığını öğrendim. Kendisi ile bu hususu görüştüğümde, ...'e olan geçmişteki yakınlığından dolayı böyle davrandığını söyledi. Bizimle ilgili konuda rahat olduğunu, bizim onun Fetöcü olmadığını bildiğimizi, o yüzden böyle davrandığını söyledi. Gerçekten de onların yapmış olduğu bir takım faaliyetleri bana ve ...'na bildiriyordu. Yine yapılan üyelik seçimlerinde ...'in ısrarla bastırdığı bir iki kişi hariç Fetöcülere oy vermiyordu. Genel de bizim arkadaşlarımızın da oy verdiği mesleğinde temayüz etmiş bilinen kişilere oy veriyordu. Bu kişiler arasında her görüşten insan vardı..."
"...Onun dışında verdiği kararlarda da genellikle hukuki olarak neyin doğru olduğuna inanıyorsa o yönde karar veriyordu. Ancak Fetöcüler bunun agresif yapısı ve çok bilmiş tavrını da kullanarak bazı davalarda bunu öne sürüp kendileri geride duruyorlardı. Aleyhine ifade vermiş olabileceğini düşündüğüm Askeri Yargıtay Başkanı ve Başsavcısı ile ... ile ilgili adli ve idari soruşturmalarda kullandığı oyların doğru yönde olduğunu düşünüyorum. Burada Fetöcülere hizmet amacıyla değil hukuken öyle inandığı için o oyları kullandığını düşünüyorum. Buradaki en büyük hatası kendini çok iyi bildiğini göstermek amacıyla ön plana çıkıp bu şahısların husumetini çekmesidir. Bunun dışındaki kullandığı oylara baktığımızda da o dönemde kimsenin cesaret edemeyeceği FETÖ karşıtı kararları olduğunu gördüm. Özellikle Balyoz davasında mahkum olan ...'ın yurt dışına firarı dosyasında bence hukuka uygun olmamakla birlikte bu kişi lehine karşı oy yazmıştır Çünkü firar suçları mazereti olmayan suçlardan olduğu için Askeri Yargıtay'ın hemen hemen istisnasız yerleşik içtihadına göre firarın gerekçesine bakılmadan eylemin sübuta ermiş olması, suçun oluşması için yeterliydi. ... buna rağmen zaruret hali olduğu ve suç kastı olmadığı gerekçesi ile şahsın beraati yönünde oy kullanmıştır. Yine Fetöcülerin hedefinde olan Hava Kurmay Albay ... ve Hava Pilot Kurmay Albay ... hakkında da çoğunluktan farklı olarak bu şahısların lehinde karşı oy yazmıştır. Bu 2 Kurmay Albay'dan birisi 2016 yılında birisi de 2017 yılında general olmuştur. Dolayısı ile değil Fetöcü bir şahısın, Fetöcülerden korkan ve Fetöcü olmayan bir şahsın bile veremeyeceği oylar kullanmıştır..."
"...Anılan şahsın atama listesinde başsavcı olması ise birinci olarak ... ile olan yakınlığı ikinci olarak emre alınanlar çıkartıldıktan sonra Askeri Yargıtay'da ...'den sonra en kıdemli şahıs olmasından kaynaklanmaktadır. 2015 veya 2016 yılında darbe kalkışmasından önce Askeri Yargıtay İç Tüzüğü'nde değişiklik yapılarak Askeri Yargıtay başsavcısının tebliğnamelere imza atma yetkisi kaldırılmıştı. O nedenle herhangi bir savcının yazdığı tebliğnameye başsavcının müdahale etme şansı kalmamıştı. Yani Başsavcı etkisizleştirilmişti. Bu nedenle de Fetöcülerin kendilerinden olan savcılara istedikleri tebliğnameyi yazdırıp Başsavcıyı baypas ederek istedikleri neticeyi alabileceklerini düşünmüş olabileceklerini değerlendiriyorum..."
"...Gerek üzerinde gerekse evinde bulunan 1 dolarlar ile ilgili olarak ben bir açıklama getiremedim. Daha önce de belirttiğim gibi ailesiyle çok yakından görüşüyorduk. Zaten kız kardeşinin eşi de ...'in devre arkadaşı olan ve darbecilerin atama listesinde MSB emrine alınan Askeri Hakim Albay'dı. Olaydan sonra bunlarla yaptığım görüşmelerde bu dolarların düğünde atıldığını, bunun kamera görüntüleri de olduğunu söylediler. Hatta eşi normalde evde 1 dolarlar dışında 5 ve 10 dolarların da olduğunu ancak bunları polislerin almadığını da söyledi. Ben bu hususa net bir açıklık getiremedim...bu dolarlar örgüt lideri tarafından okunmuş dolar olarak vasıflandırıldığından örgüt liderinin bu kadar okunmuş doları bir kişiye vermeyeceğini düşünüyorum. Netice olarak bu şahıs ...'na Yargıtay Başkanı'nın kendisine Anayasa Mahkemesi Üye adayı olarak görmek istediğini söylediğini, kendisinin de bu işi çok istediğini söylemiş, Anayasa Mahkemesi Üyeliği seçiminde Fetöcüleri de karşısına almamak için ...'e yakın durduğunu değerlendiriyorum. Bu yüzden de kesinlikle Fetöcü olduğunu düşünmüyorum..."
"... Darbe planını hazırlayanlar mahkemeleri oluştururken öncelikle kendilerinden olan personeli görevlendirmişler. Eksik kalan kısımları ise kendilerine zararının dokunmayacağını düşündükleri personelden tamamlamışlardır. Kendilerine zararı dokunacağı düşündükleri ve geçmişte kendileriyle mücadele eden şahısları ise MSB emrine almışlardır..."
"...... mesleğinde hırslı bir arkadaşımızdı. Bu şahsın hırsının kurbanı olduğunu, ileride anayas
Metin kamuya açık karardan alınmıştır ve uzun kararlarda kısaltılmıştır. Künye, süre ve madde bilgilerini kaynağından doğrulayın.