Saygılı Yarlıg

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2023/397 E. 2023/1163 K. 29.11.2023

Hukuk Genel Kurulu · 2023-11-29

Hukuk Genel Kurulu 2023/397 E. , 2023/1163 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1520 E., 2022/2297 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 29.06.2022 tarihli ve 2022/7219 Esas, 2022/8488 Karar sayılı BOZMA kararı Taraflar arasındaki işçilik alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davalılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılardan ... Yapı Sanayi ve Tic. A.Ş (... Yapı A.Ş.) ile dava dışı ... Madencilik Turz. İnş.Nak. San. ve Tic. A.Ş.’nin (... Madencilik A.Ş.) müştereken yapımını üstlendikleri Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Tren Projesinde 11.11.2013 tarihinden iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiği 27.09.2018 tarihine kadar iş makinesi bakım ve onarım personeli olarak çalıştığını, müvekkilinin Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında çalışmasının büyük kısmının ... Yapı A.Ş. ile ... Madencilik A.Ş'nin hem alt işvereni olan hem de aralarında fiili ve organik bağ bulunan diğer davalı ... İnşaat Sanayi ve Tic. A.Ş. (... İnşaat A.Ş.) üzerinden, son dönem çalışmasının ise ... Yapı A.Ş. üzerinden gösterildiğini, ... Grup bünyesinde faaliyet gösteren bu şirketler arasında hukuki ve organik bağ bulunduğunun Rekabet Kurulu kararında belirtildiğini, iş sözleşmesi sona erdiğinde aylık net 4.000,00 TL ücret alan müvekkiline 2018 yılı Şubat ayına kadar ücretinin bir kısmının bankadan bir kısmının ise elden ödendiğini, 2018 yılı Şubat ayından sonra ise net ücretinin tamamının bankadan ödendiğini, işyerinde 07.00-19.00 ve 19.00-07.00 saatleri arasında iki vardiya olduğunu, müvekkilinin ise gündüz vardiyasında haftada en az 1-2 gün 1-2 saat daha fazla çalışma yapmak suretiyle çalıştığını, iki haftada bir hafta tatili kullanan müvekkilinin dini bayramlar hariç çalışmasının aralıksız devam ettiğini, yıllık izin de kullanmadığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı olmadığını, net ücreti 1.700,00 TL olan davacının imzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücretinin her ay tahakkuk ettirilerek bankadan ödendiğini, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalışması olduğunda da bordrolarda tahakkuklar yapılarak ücretlerin ödendiğini, yıllık izinlerin kullandırıldığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.04.2021 tarihli ve 2018/676 Esas, 2021/236 Karar sayılı kararı ile; davalıların ortak girişim olarak üstlendikleri Ankara-İstanbul Hızlı Tren Projesi Doğançay Ripajı İnşaat Yapım İşi projesinde çalışan davacının son brüt ücretinin bir kısım tanık beyanları ve emsal ücret yazı cevapları değerlendirildiğinde 5.275,75 TL, aylık giydirilmiş brüt ücretinin ise 5.770,27 TL olduğu, davalı tarafça izne yönelik sunulan kayıtlar üzerinde açıkça yıllık izin ibaresinin olmadığı, davacının da yıllık izinlerini kullanmadığını beyan etmesi karşısında yıllık izinlerin kullandırıldığının davalı tarafından ispat edilemediği, davacının ayda iki hafta 21 saat, iki hafta ise 18 saat fazla çalışma yaptığının sabit olduğu ve fazla çalışma tahakkuku bulunan imzalı bordroların ilişkin olduğu ayların dışlanması gerektiği, ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalışan davacının ayda iki hafta tatilinde de çalıştığı, bu kapsamda davalının ıslaha karşı zamanaşımı itirazını da gözeten 21.12.2020 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 16.03.2022 tarihli ve 2021/1861 Esas, 2022/575 Karar sayılı kararı ile; davacının belirsiz alacak davası olarak açtığı davada 21.12.2020 tarihli ek bilirkişi raporundaki davalıların zamanaşımı itirazı dikkate alınmaksızın yapılan alternatif hesaplamalar üzerinden fazla çalışma, ulusal ... ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının hüküm altına alınması gerektiğinden davacı vekilinin istinaf talebinin bu yönüyle yerinde olduğu, öte yandan davacının çalışma koşullarında ve çalışma süresinde herhangi bir değişiklik olmadığı hâlde imzasını içerir bordrolarda aylık fazla çalışma tahakkukunun birkaç ay sembolik rakamlarla yapıldığı, dosyaya sunulan işyeri iç yazışmaları, davalıların çalışma koşullarının farklı olduğu ve değiştiği yönünde iddialarının olmaması, davalı işverence tutulması gereken puantaj ve diğer işyeri giriş kayıtlarının sunulmamış olması ve ücret bordrolarında ödenen ücretin dönem dönem aynı olması, tanıkların ücretin bir kısmının bankadan bir kısmının ise elden ödendiğini belirtmeleri de dikkate alındığında usulüne uygun ve doğru düzenlenmeyen bordrolar imzalı olsa da fazla çalışma alacağına yönelik mahsup yöntemi kullanılmasının yerinde olduğu, davacının asgari geçim indirimi dâhil son net ücretinin 4.000,00 TL olduğu yönünde İlk Derece Mahkemesi değerlendirmesinin sektörel koşullar, davacının yaptığı iş ve dosya kapsamı, emsal ücret araştırması da dikkate alındığında usul ve yasaya uygun bulunduğu, karineye dayalı makul indirim yapılması sebebiyle davalı vekilinin davacının izinli olduğu günlerin dikkate alınmaksızın hesaplama yapıldığına yönelik itirazının yerinde olmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. 3. Somut uyuşmazlıkta, davacı en son aylık ücretinin net 4.000,00 TL olduğunu iddia etmiş, davalılar ise davacının ücretinin aylık net 1.700,00 TL olduğunu savunmuştur. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince davacının aylık ücreti asgari geçim indirimi düşülerek net 3.771,68 TL olarak kabul edilmiştir. Ancak dava dilekçesinde, "...Davacının çalıştığı dönemlerde maaşın bir kısmı (asgari ücrete tekabül eden kısmı) banka üzerinden bir kısmı ise elden ödenmektedir. Ancak 2018 yılı Şubat ayından itibaren net maaşın tamamı bankadan ödenmiştir..." şeklinde beyanda bulunulmuş olup dosyada mevcut bir kısmı imzalı ücret bordroları incelendiğinde davacının fesih tarihindeki ücretinin aylık net 2.650,00 TL olduğu anlaşılmıştır. O halde, davacı tarafın beyanı da dikkate alınarak fesih tarihindeki aylık ücretin net 2.650,00 TL olduğu kabul edilerek sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. Geçmiş dönemlere ait ücret yönünden ise, ücret bordrolarında aynı yıl içerisinde dahi aylara göre değişik tutarlarda ücret tahakkuku yapıldığı (örneğin, 2017 yılında bazı aylarda asgari ücret bazı aylarda net 2.500,00 TL) görülmüş olup mevcut durumda işçinin geçmiş dönemlere ait ücreti belirlenememektedir. Bu nedenle fesih tarihindeki ücretin asgari ücrete oranlaması yapılarak geçmiş dönemlere ait ücretlerin belirlenmesi gerektiği gözden kaçırılmamalıdır. 4. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. 5. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. 6. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazi kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür. 7. Somut uyuşmazlıkta, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tanık beyanlarına göre davacının fazla çalışma süresinin tespit edildiği, fazla çalışma tahakkuku bulunan imzalı ücret bordrolarında davacının gerçek ücreti üzerinden tahakkuk yapılmaması nedeniyle davacı hesabına ödendiği anlaşılan veya imzalı bordrolarda yer alan tutarların hesaplanan alacaktan mahsup edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki, imzalı ücret bordrolarının incelenmesinde, fazla çalışma saatlerini de içerdiği ve saatlerin sembolik olmadığı (aylık 22, 29, 33, 42 ve 45 saat fazla çalışma) anlaşılmaktadır. Davacının bu bordrolarda belirtilenden daha fazla süre ile çalıştığı iddiasının ispatı, ancak yazılı kayıtlar ile mümkün olabilir. Başka bir anlatımla imzalı bordroda fazla çalışma saati bulunması halinde, tanık anlatımları ile belirlenen çalışma saatlerine göre değil, bordroda yazılı olan fazla çalışma saati esas alınarak ve davacının belirlenen gerçek ücreti üzerinden hesaplama yapılması gerekmektedir. Bu durumda imzalı bordrolarda belirtilen çalışma saatlerinden daha fazla çalışma iddiasının ancak yazılı kayıt ile ispat edilebileceği, yazılı kayıtlara göre ispat halinde bordrodaki tahakkukların mahsubunun gerektiği, yazılı kayıt yoksa çalışma saati içeren imzalı bordroların aksinin tanık delili ile ispat edilemeyeceği esasının göz ardı edilmesi yerinde değildir. Hal böyle olunca imzalı bordro bulunan dönem bakımından yukarıda belirtildiği gibi bordroda yazılı olan fazla çalışma saati esas alınarak ve davacının belirlenen gerçek ücreti üzerinden hesaplama yapılması ve ödenen tahakkukların denetime elverişli şekilde mahsup edilmesi, bordroların imzasız olduğu dönem bakımından ise şimdiki gibi tanık beyanlarına göre fazla çalışma alacağının hesaplanması gerekli iken yazılı gerekçe ile karar verilmesi hatalıdır. 8. 4857 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi hâinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır. 9. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir. 10. Davalı tarafından dosyaya yargılama sırasında imzalı izin formları sunulmuş olup sözü edilen belgelerin bir kısmında iznin türü bölümünde "yıllık izin" kısmının işaretli olduğu görülmüştür. Davacı asil alınan beyanında, işyerinde hiç yıllık izin kullanmadığını ifade etmekle beraber izin belgelerindeki imzaların kendisine ait olduğunu kabul etmiştir. O halde, davacının imzasının bulunduğu ve yıllık izin belgesi olduğu tespit edilen belgelerdeki kullanılan izinlerin hesaplama sırasında düşülmesi gerekmektedir. Eksik inceleme ile sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir...." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının beyanı ile banka kayıtlarına göre ücret ödemelerinin 2017 yılı Aralık ayında 4.296,56 TL, 2018 yılı Ocak ayında 4.540,94 TL, Şubat ayında 3.930,99 TL, Mart ayında 3.694,99 TL, Nisan ayında 3.717,49 TL, Haziran ayında 4.061,49 TL, Temmuz ayında iki parça hâlinde 1.138,50 TL ve 2.796,75 TL, Ağustos ayında 4.555,48 TL ve 09.11.2018 tarihinde de iki parça hâlinde 1.538,85 TL ve 2.126,65 TL şeklinde olduğu, bu ödemeler dikkate alındığında davacının net ücretinin 3.771,68 TL olduğu yönündeki kabulde hata bulunmadığı, banka kayıtlarına göre 2.126,65 TL ve 1.538,85 TL aynı gün davacının hesaba yatırılmış olduğundan toplam 27 günlük çalışması karşılığı olarak net 3.665,50 TL yatırıldığının tespit edildiği, davacının 2018 yılı Şubat ayından işten çıktığı tarihe kadar hiçbir bordrosunun imzalı olmaması karşısında ücretinin bozmanın aksine fazla olduğunun banka kayıtları ve tanık beyanları ile doğrulandığı, imzasız, nasıl hazırlandığı şüpheli ve hileli bordrolardaki miktar kadar olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığı, işyeri kayıtları ve puantaj kayıtları tam tutulduğunda, bordrolar imzalı olduğunda ve işverenin evrakı düzenli olduğunda belgelere itibar edilmesinin yerinde olduğu ancak davalı işverenin elinde bulunan kendi hazırladığı ve her zaman müdahaleye açık, üst tarafında "2 gün istirahat izni" yazan yıllık izin belgelerinde davalı tarafça yıllık izin kutusunun işaretlenmesinin işçinin aleyhine olacak şekilde yıllık izin belgesi olarak değerlendirilemeyeceği, hileli düzenlenen, gerçek ücretini göstermeyen bordroyu imzalamak zorunda kalan işçiye bordroda belirlenen fazla çalışma saati ile bağlı hesap yapılmasının kabul edilemeyeceği, puantaj kaydı tutmanın ve gerçek ücret üzerinden bordro düzenlemenin işverenin sorumluluğunda olmasına rağmen gerçek ücret üzerinden düzenlenmeyen bordronun zayıf konumda bulunan işçi tarafından imzalanması sebebiyle işverenin kendine göre yazdığı fazla çalışma saatini kabul etmenin mümkün olmadığı, bir evrakın içeriğinin bir kısmı kabul edilip bir kısmının reddedilemeyeceği, bu belgenin ancak işçinin daha fazla çalıştığını kanıtlayamaması hâlinde işveren aleyhine delil olabileceği gerekçesiyle önceki hükümde direnilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Direnme kararına karşı süresi içinde davalılar vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili, Bölge Adliye Mahkemesinin taraflar arasındaki fazla çalışma alacağı hususundaki uyuşmazlıkla ilgili iki farklı tarihte vermiş olduğu kararın kendi içinde çelişkili olduğunu, bir bordro hileli ise mahsup işleminin de uygulanmaması gerektiğini, bordronun hem hileli olduğunu hem de mahsup işlemi yapılması gerektiğini öne sürmenin belirsizliğe ve karışıklığa sebep olduğunu, davacının mahsup işlemine karşı çıkmaması ve bilirkişi ek raporuna itiraz etmemesiyle davalılar lehine bordrolar yönünden usuli kazanılmış hak oluştuğunu, mahsup işlemi yapılan bordrolar için daha sonra hileli olduğuna dair iddiada bulunmanın mümkün olmadığını, izin belgelerindeki kutucukların sonradan işveren tarafından doldurulduğu yönündeki değerlendirmenin objektif olmadığını, doldurulmadığına yönelik ispatın olmayan bir şeyin ispatı olup bu durumun müvekkillerine yüklenmesinin hatalı olduğunu, davacının ücreti ve ücrete bağlı olarak tüm alacak kalemlerinin fazla hesaplandığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Somut olayda; 1. Davacı vekilinin dava dilekçesinde, "...Davacının çalıştığı dönemlerde maaşın bir kısmı (asgari ücrete tekabül eden kısmı) banka üzerinden bir kısmı ise elden ödenmektedir. Ancak 2018 yılı Şubat ayından itibaren net maaşın tamamı bankadan ödenmiştir..." şeklindeki beyanı dosya içinde bulunan bir kısmı imzalı ücret bordroları (hesap pusulaları) ile birlikte değerlendirildiğinde davacının fesih tarihindeki ücretinin net 2.650,00 TL olarak mı yoksa tanık beyanları ve emsal ücret yazı cevapları dikkate alınarak net 3.771,68 TL olarak mı kabul edilmesi ve buna göre de geçmiş dönem ücretlerinin de son ücretin asgari ücrete oranına göre belirlenmesinin gerekip gerekmediği; 2. İmzalı bordrolardaki (hesap pusulalarındaki) fazla çalışma saatlerinin sembolik olmadığı ve aksinin yazılı delil ile ispatlanamadığı kabul edilerek imzalı bordro (hesap pusulası) bulunan dönemler yönünden fazla çalışma ücretinin bordrolardaki (hesap pusulasındaki) fazla çalışma saatleri; imzasız bordro (hesap pusulaları) bulunan dönemler yönünden ise tanık beyanlarına göre tespit edilen fazla çalışma saatleri esas alınarak davacının belirlenen gerçek ücreti üzerinden hesaplandıktan sonra bordro (hesap pusulası) tahakkukları da denetime elverişli şekilde mahsup edilerek sonucuna göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği; 3. Davalı tarafından dosyaya sunulan iznin türü bölümünde yıllık izin kısmının işaretli olduğu imzalı formlarda kullanıldığı belirtilen izinlerin yıllık izin süresinden düşülerek yıllık izin ücret alacağının belirlenmesinin gerekip gerekmediği; noktalarında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 1. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının (Anayasa) 50 nci maddesi. 2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 32, 41, 46 ve 51 ilâ 63 üncü maddeleri. 3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi. 4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı maddesi. 5. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 401 inci maddesi. 2. Değerlendirme a. (1) numaralı uyuşmazlık yönünden 1. 4857 sayılı İş

Metin kamuya açık karardan alınmıştır ve uzun kararlarda kısaltılmıştır. Künye, süre ve madde bilgilerini kaynağından doğrulayın.