Saygılı Yarlıg

Anayasa Mahkemesi Genel Kurul 2007/1 E. 2009/4 K. 11.12.2009

Genel Kurul · 2009-12-11

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI Esas Sayısı : 2007/1 (Siyasî Parti Kapatma) Karar Sayısı : 2009/4 Karar Günü : 11.12.2009 DAVACI: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı DAVALI: Demokratik Toplum Partisi DAVANIN KONUSU: 1- Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı eylemlerin odağı haline gelen ve bu şekilde; - Anayasa’nın 68 inci maddesinin 4 üncü fıkrasına, - 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası’nın 78, 80, 81, 82 ve 90 ıncı maddelerine, Aykırı eylemlerde bulunduğu açıkça anlaşılan Demokratik Toplum Partisi (DTP)’nin Anayasa’nın 69 uncu maddesinin 6 ncı fıkrası ile 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası’nın 101/1-b ve 103 üncü maddeleri gereğince temelli kapatılmasına, 2- Partinin kapatılmasına beyan ve faaliyetleri ile neden olan Aydın Budak, Abdulkadir Fırat, Abdullah İsnaç, Abdurrahim Bilen, Ahmet Aka, Ahmet Ay, Ahmet Aydın, Ahmet Cengiz, Ahmet Narım, Ahmet Özbay, Ahmet Türk, Ahmet Yalçıntaş, Akif Hamitoğlu, Alaattin Ege, Alaattin Enül, Ali Aslan, Ali Bozan, Ali Gün, Ali Sever, Arif Yayla, Aslan Kızıl, Ayfer Ekin, Ayhan Karabulut, Aynur Coşkun, Aysel Tuğluk, Ayşe Arslan, Azize Yağız, Bahar Yeşilyurt, Bayram Bozan, Bedirhan Aklan, Bedri Arslan, Bedir Fırat, Behçet Tunç, Beşir Bekle, Burak Avcı, Burhan Yürek, Büro Görmez, Cafer Selçuk, Cemal Coşgun, Cemal Kuhak, Cemalettin Padir, Çiçek Arıç, Çimen Işık, Deniz Yeşilyurt, Dicle Manap, Doğan Erbaş, Emin Uslu, Emral Dağdelen, Erdoğan Karaca, Ethem Şahin, Eyüphan Aksu, Ezgi Dursun, Fatma Kurtulan, Faysal Yaçan, Fehime Ete, Ferdi Sönmez, Ferhan Türk, Ferit Datlı, Fettah Dadaş, Fevzi Kara, Fuat Arslan, Funda Apak, Gülhanım Doğan, Gürü Toprak, Hacer Taşarsu, Hacı Özbay, Hacı Üzen, Halil Adıgüzel, Halil İmrek, Halis Yurtsever, Halit Kahraman, Halit Taşçı, Hatice Adıbelli, Hazal Aras, Hediye Tekin, Hilmi Aydoğdu, Hilmi Karaoğlan, Hüseyin Bektaşoğlu, Hüseyin Çalışçı, Hüseyin Kalkan, Hüseyin Şahin, Hüseyin Yılmaz, Hüsnü Koyuncu, İbrahim Binici, İbrahim Erkul, İbrahim Halil Parıldar, İbrahim Sunkur, İhsan Güler, İlhan Öymen, İsmet Aras, İzzet Belge, Kemal Aktaş, Kemal Çağlan, Kenan Demir, Kudret Ecer, Leyla Zana, Lezgin Bingöl, Lezgin Örnek, Lütfi Dağ, Mahmut Alınak, Mahmut Aydıncı, Mahmut Güngör, Mahmut Kayar, Medeni Kırıcı, Mehmet Ali Öcalan, Mehmet Ali Yaman, Mehmet Ayas, Mehmet Bayraktar, Mehmet Cevat İnce, Mehmet Emin Acar, Mehmet Emin Yanardağ, Mehmet Emin Yıldız, Mehmet Faik Taşkın, Mehmet Hatip Dicle, Mehmet İnsan, Mehmet Kodaman, Mehmet Latif Alp, Mehmet Muhti Aslan, Mehmet Sait Şaşmaz, Mehmet Salih Duran, Mehmet Salih Koca, Mehmet Salim Sağlam, Mehmet Sefa Güngör, Mehmet Şakar, Mehmet Şirin Karademir, Mehmet Şirin Tetik, Mehmet Tilki, Mehmet Topçu, Mehmet Tusun, Mehmet Veysi Dilekçi, Mehmet Yaşik, Mehmet Zeki Doğru, Meliha Varışlı, Menderes Öner, Merak Kurum, Metin Tekçe, Mikail Varhan, Muhlis Altun, Murat Avcı, Murat Daş, Murat Öztürk, Musa Farisoğulları, Mustafa Atmaca, Mustafa Eraslan, Mustafa Tuç, Müslüm Kılıç, Nayif Coşkun, Nazahat Kaya, Nazime Ceren Salmanoğlu, Necdet Atalay, Nedim Taş, Nimet Özalp, Nizamettin Öztürk, Nuray Kılıç, Nurettin Demirtaş, Nusrat Akın, Onur Geldi, Orhan Miroğlu, Orhan Tunç, Osman Akkoyun, Osman Baydemir, Osman İbek, Osman Özçelik, Osman Taşdemir, Ömer Aşgakara, Ömer Yılmaz, Özgür Söylemez, Pakize Ukşul, Pelgüzar Kaygısız, Pınar Uzun, Ramazan Özmen, Resul Atay, Sabahat Tuncel, Sabri Çelebi, Sabriye Burumtekin, Salih Karaaslan, Saniye Turhan, Sara Aktaş, Sebahattin Işık, Sebahattin Suvağcı, Sedat Yurttaş, Selahattin Demirtaş, Selim Engin, Selim Sadak, Selma Irmak, Selma Söker, Serhat Ölmez, Sevehir Bayındır, Seydi Ahmet Öcalan, Seyithan Kırar, Sırrı Keleş, Sıtkı Adsız, Sibel Öz, Sihem Akyüz, Sima Dorak, Sinan Uğur, Sultan Uğraş, Suna Akkuş, Süleyman Kılıç, Şaban Yılmaz, Şakir Acar, Şükrü Binici, Tamer Temel, Taylan Gürel, Tuncer Bakırhan, Türkan Yüksel, Uğur Saraç, Vakkas Dalkılıç, Veli Aramaz, Yakup Aslan, Yıldız Aktaş, Yıldız Bahçeci, Yusuf Kaya, Yusuf Tokdemir, Yüksel İğdeli, Zahide Besin, Zeki Aslan, Zeynep Doğan, Zeynep Karaman, Ziver Gümüş ve Ziya Akdemir’in Anayasa’nın 69 uncu maddesinin 9 ncu fıkrası ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası’nın 95 inci maddesi uyarınca temelli kapatılmaya ilişkin kararın Resmi Gazete’de yayınlanmasından itibaren beş yıl süreyle bir başka siyasi partinin kurucusu, yöneticisi, deneticisi ve üyesi olamayacaklarına, karar verilmesi istemidir. I- DAVA Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının 16.11.2007 günlü, SP.135 Hz.2007/2 sayılı iddianamesi şöyledir: “ I- GENEL AÇIKLAMA: Ülkenin bölünmez bütünlüğü, Anayasa’nın 3 ncü maddesinde “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür” şeklinde ifade edilmiş ve bu düzenleme Anayasa’nın 4 ncü maddesinde “Demokratik Yoldan” olsa bile Anayasa’nın değiştirilemeyecek ve değiştirilmesi teklif edilemeyecek hükümleri arasında yer almıştır. Yine Anayasa’nın 14 ncü maddesinin birinci fıkrasına göre, Anayasa’da yer alan hak ve hürriyetlerin hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. Anayasa’nın 68 nci maddesinin ikinci fıkrasında ifade edildiği üzere, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları arasında kabul edilen siyasi partilerin sosyal ve siyasi yaşamdaki önemlerine binaen; kurulmaları, çalışma esasları, denetlenmeleri ve kapatılmalarında uygulanacak ilkeler bizzat Anayasa tarafından öngörülmüş ve Anayasa’nın 69 ncu maddesinin son fıkrası gereğince söz konusu hususların çıkarılacak bir yasa ile düzenlenmesi hüküm altına alınmıştır. Anayasa hükmü gereğince çıkarılan 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası’nda belirlenen Anayasa ilkeleri çerçevesinde getirilen kurallar gereğince siyasi partilerin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından izleneceği ve gerektiğinde kapatılmaları için Anayasa Mahkemesi’nde dava açılacağı öngörülmüştür. Anayasa’nın 68 nci maddesinin 2 nci fıkrasında belirtildiği gibi demokratik ve siyasi yaşamın vazgeçilmez unsurları olup, kuruluş ve faaliyetlerinde serbestlik tanınan siyasi partilerin; demokratik düzeni bozucu, Devletin bağımsızlığını, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü ile Hukuk kurumlarına ve Devletin demokratik yapısına duyulan güvenin sarsılmasına neden olan tavır sergilemeleri halinde kamu düzenini bozacakları tartışmasız olup, bu durumda Devletin kendi varlığına yönelen tehditlere karşı önlem alması demokratik hukuk devleti olmanın gereğidir. Nitekim Anayasa’nın 69 ncu maddesinin 6 ncı fıkrasında “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü” ilkesini koruma altına alan Anayasa’nın 68 nci maddesinin 4 ncü fıkrasına aykırı eylemlerin odağı haline gelmesi halinde siyasi partilerin temelli kapatılacakları hüküm altına alınmıştır. 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası’nın 78 nci maddesinin (a) ve (b) fıkraları ile 80 nci maddesi ve 81 nci maddenin (a) ve (b) fıkralarında siyasi partilerin ülkenin bölünmez bütünlüğüne aykırı eylemlerde bulunamayacağı, federal devlet sisteminin savunulamayacağı, azınlık yaratmaya çalışamayacakları, bölgecilik, ırkçılık yapamayacakları hüküm altına alınmış, 103 ncü maddesinde söz konusu ilkelere aykırı eylemler nedeniyle odak haline gelmenin ölçütleri belirlenmiş, 101 nci maddede ise odaklığın tesbiti halinde partinin temelli kapatılacağı veya eylemin ağırlığına göre Devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına karar verileceği öngörülerek Anayasa’daki yaptırımlar düzenlenmiştir. II- SİYASİ PARTİ KAPATMA NEDENLERİ: A- Uluslararası hukuk yönünden; Uluslararası hukukta örgütlenme özgürlüğü içerisinde değerlendirilen siyasi partiler, kural olarak yine uluslararası sözleşmelerle (BM Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi) korunmaktadır. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS’ın) 11 nci maddesinde açıkça siyasi partiler konusunda bir düzenleme yer almamakta ise de; siyasi partiler, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) tarafından “dernekler bağlamında” 11 nci madde kapsamında değerlendirilmektedir. İHAM’a göre, 11 nci madde ile bir siyasi partinin kurulmasından başka, özgürce faaliyette bulunabilmeleri de koruma altına alınmıştır. Ancak İHAS ile birey hak ve özgürlükleri ve bu bağlamda örgütlenme özgürlüğü koruma altına alınmış ise de, siyasi partilere tanınan bu özgürlük kuşkusuz sınırlandırılamayan bir özgürlük değildir. Avrupa kamu düzenini oluşturan ve koruyan sözleşme uyarınca, bir siyasi partinin eylemlerinin, Avrupa kamu düzeniyle çatışması ve sözleşmeyle korunan alanın dışına taşması durumunda, yine sözleşmede öngörülen nedenlere dayalı olarak yasaklama ve sınırlandırmalar öngörülebilecektir. İHAS’ın “temel haklar” kapsamında görerek, 11 nci maddesinin birinci fıkrasıyla koruduğu siyasi partiler konusunda, aynı maddenin ikinci fıkrasındaki “Bu hakların kullanılması, demokratik bir toplumda zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlanabilir. Bu madde, bu hakların kullanılmasında silahlı kuvvetler, kolluk mensupları veya devletin idare mekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalar konmasına engel değildir” biçimindeki düzenlemeden hareketle, siyasi partiler hakkında kısıtlama veya yaptırımlar uygulanması mümkündür. Siyasi partilere uygulanacak yaptırımlar arasında kuşkusuz bir siyasi partinin kapatılması yaptırımı da yer almaktadır. Ancak kapatma yaptırımının, bir siyasi partiye uygulanabilecek en radikal yaptırım olması karşısında, bu yaptırımın uygulanabilmesi, belirli koşulların gerçekleşmesini gerektirmektedir. İHAS’nin 11 nci maddesindeki düzenleme gözetildiğinde, ülkedeki demokratik rejimi tehlikeye sokacak siyasi projesi bulunan ve/veya siyasi amaçlar için gerektiğinde şiddete başvurmayı amaçlayan siyasi parti için kapatma yaptırımı öngörülmesi İHAS’a aykırı değildir (Emek Partisi/Türkiye kararı). İHAS’ın 11 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan nedenlere dayanarak bir siyasi partinin kapatılması konusu, Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu tarafından incelenerek Venedik İlkeleri adıyla da raporlaştırılmıştır. Buna göre, ifade özgürlüğünü düzenleyen İHAS’ın 10 ncu maddesiyle çok yakın ilişkisi olan 11 nci madde uyarınca bir siyasi partinin kapatılması “ırkçılığı, terörü, yabancı düşmanlığını, şiddeti, şiddet çağrısını teşvik ediyor veya hoşgörüsüzlüğe dayanıyorsa”, bu durumlarda İHAS’ın 11 nci maddesinin bir ve ikinci fıkrasındaki düzenlemelerden hareketle, siyasi partinin kapatılması gündeme gelebilecektir. Burada “şiddet” kelimesini çok dar anlamda değerlendirerek partililerin ellerine silah alıp, eyleme girişmelerini anlamamak gerekir. Bir siyasi partinin şiddeti ilke edinmiş, ülke çapında öldürme, bombalama eylemlerini gerçekleştiren ve ülke bazında olduğu gibi uluslararası alanda da terör örgütü olarak kabul edilen bir örgütü açık veya gizli olarak desteklemesi, her platformda bu örgüte meşruiyet kazandırmaya çalışması söz konusu siyasi partinin “şiddeti” siyasal amaçlarına ulaşmak için benimsediğinin açık kanıtıdır. Bir siyasi partinin kapatılması, örgütlenme özgürlüğüne müdahale niteliğindedir. Bu nedenle bir siyasi parti hakkında uygulanacak kapatma yaptırımının İHAS’ a uygun olarak değerlendirilebilmesi yani bu müdahalenin haklı sayılabilmesi için; Müdahalenin haklılığı, kapatma yaptırımını içeren yasanın, herkesçe erişilebilir, bilinebilir, anlaşılabilir, öngörülebilir, açık ve kesin ifadeler içeren ve ilan edilen bir yasa olmasını gerektirmektedir (Refah Partisi/Türkiye Kararı). Kapatma yaptırımı, İHAS’ın 11 nci maddesinin ikinci fıkrasında sayılan neden veya nedenlere dayanmalıdır. Kapatma yaptırımının, bir siyasi partiye uygulanabilecek en radikal yaptırım olması, bu yaptırımın inandırıcı ve zorlayıcı koşulların varlığı durumunda uygulanmasını gerektirmektedir. Uygulanan kapatma yaptırımı, “demokratik toplum gereklerine uygun olmalı” Bu çerçevede olaylar, ulusal mercilerce kabul edilebilir şekilde değerlendirilmiş olmalıdır. Kapatma yaptırımı ile birlikte siyasi yasaklamalar öngörülmesi için de, bu yasaklamaların, “ilgili ve yeterli” olması gerekmektedir. Siyasi partiler devletin hukuksal, anayasal ve yasal yapısını değiştirmek için mücadele edebilmelidirler. Ancak bu mücadele için kullanılan araçlar herhalde hukuka uygun olmalı, demokratik araçlara dayanmalı, önerilen değişim temel demokratik ilkelere uyumlu olmalıdır Siyasi partiler hedeflerine şiddeti teşvik ederek değil, mevcut yasal sistem içerisinde ulaşmayı amaç edinmelidir. İHAM’a göre bir siyasi parti, mevzuatın veya yasal ve anayasal yapının değiştirilmesi konusunda iki koşulda kampanya yürütebilir: Bunlardan birincisi, kullanılan bütün yollar her bakımdan yasal ve demokratik olmalıdır. İkincisi ise, önerilen değişikliğin kendisi “temel demokratik prensiplerle” bağdaşmalıdır. Bu kuraldan hareketle, sorumluları şiddete başvurmayı teşvik eden veya demokrasinin bir veya birçok kuralına uymayan veya demokrasiyi yıkmayı amaçlayan ve de demokrasinin tanıdığı hak ve özgürlükleri tanımayan “siyasi bir projeyi öneren” partinin, bu nitelikteki eylemleri, kapatma yaptırımına konu olabileceği gibi, bu nedenle uygulanacak yaptırıma karşı da ilgili siyasi parti İHAS korumasından yararlanamayacaktır. (RP/Türkiye, Emek Partisi/Türkiye Kararları). Kapatma yaptırımı boyutundaki müdahale, takip edilen meşru amaçla orantılı, uygun ve yeterli olmalı, sosyal bir ihtiyaca cevap vermelidir, yani demokratik bir toplumda gerekli olmalıdır (TBKP/Türkiye, Sosyalist Parti/Türkiye, ÖZDEP/Türkiye, HEP/Türkiye, RP/Türkiye Kararları). Müdahalenin orantılılığı için, müdahalenin özü ve ağırlığına bakılmalı, kapatma yaptırımı en ciddi durumlarda uygulanmalı, radikal bir önlem niteliğinde olmamalıdır. Yöneticileri, üyeleri ve bağlı BELEDİYE başkanları vasıtasıyla Ülke içerisinde terör örgütü emirleri ile ayaklanma benzeri toplu şiddet hareketlerini başlatıp, ölüm, yaralanma, kamu ve özel kişilere ait malvarlıklarına zarar verme gibi eylemlerin gerçekleştirilmesi halinde kapatma yaptırımı radikal bir önlem olmayacağı gibi toplumun güvenliği ve huzuru açısından acilen uygulanması gereken tek yaptırım olmaktadır. Bu konuda tarihsel deneyimlerden kaynaklanan ihtiyaçlar da dikkate alınmalı, dolayısıyla geçmişte ülkede yaşanan ve yaşanmaya halen de devam edilen terör örgütü kaynaklı şiddet olayları değerlendirilmelidir. Zorlayıcı sosyal gereksinim yönünden tehdidin varlığına ve yeterince yakın olduğuna ilişkin kanıtlar inandırıcı olmalıdır. Siyasi parti lider ve üyelerinin isnat edilebilen eylem ve konuşmaları, terör örgütü direktifleri ile etkilediği kitleleri sokaklarda şiddet içeren gösteriler yapmaya çağırıp, devletin güvenlik kuvvetlerine silahlı, taşlı, molotof kokteylli saldırılar düzenletiyor ve ortaya çıkan isyan görüntüleri ile toplumu aşırı derecede rahatsız edip, ülkede etnik bir çatışmanın temellerini oluşturmaya çalıştığı yolunda kamuoyunda kanaat uyandırıyorsa, zorlayıcı sosyal gereksinim yönünden tehdidin varlığı ve yeterince yakın olduğu aşikardır. Bir siyasi parti eylemlerinin kapatma yaptırımına konu olabilmesi, her şeyden önce bu eylemlerin niteliği ve siyasi partiye isnat edilebilirliği sorununu gündeme getirmektedir. Konu İHAS yönünden İHAM kararlarıyla açıklığa kavuşturulmuştur. İHAM kararlarına göre; Kapatma yönünden tüzük ve programdaki aykırılık tek başına yeterli olmayıp, eylem de olmalıdır siyasi partinin, Türk toplumu ve devleti için gerçek bir tehlike oluşturduğuna ilişkin somut kanıtlar ortaya konulmalıdır (TBKP/Türkiye Kararı) Eylemler aşırı uç ve terörist grupları teşvik etmeye yönelik olmalıdır (Sosyalist Parti/Türkiye Kararı). Siyasi parti, çoğulcu demokrasiyle çatışmayan hedeflerini, sadece yasal araçlarla elde etmeye çalışmalıdır. Şiddet desteklenmemeli, temel insan hakları ihlali teşvik edilmemelidir (ÖZDEP/Türkiye Kararı). Bir genel başkanın açıklama ve eylemleri partiyi tartışmasız olarak bağlayıcıdır. Çünkü genel başkan partinin simgesel figürüdür. Genel başkanın siyasi veya hassas konularda açıkladığı düşüncelerin, kişisel görüşü olduğu vurgulanmadığı sürece, kurumlar ve kamuoyu tarafından partinin görüşünü yansıttığı biçiminde yorumlanır ve partiye isnat edilebilir. Genel başkan yardımcıları, yerel yönetimlerde görev üstlenen üyeler de, partili BELEDİYE başkanları partinin amaç ve eğilimlerini sergileyen ve yaratmak istedikleri toplum modeline ilişkin bir imajı yansıtan bütünü oluşturan eylemleri sergilemeleri durumunda, bunlar da partiye isnat edilebilir. Bu tür eylemler soyut programlara göre potansiyel seçmenler üzerinde daha etkilidir ve parti kendini bu konuşmalardan uzaklaştırmadığı sürece, bunlar da partiye isnat edilebilir (Refah Partisi/Türkiye Kararı). Yukarıda belirtilen nitelikteki eylemlerden parti kaçınmamış, bunlara yapanlara karşı disiplin işlemi yapmamış ve eleştirmemiş, ya da göstermelik olarak disiplin soruşturması yapmış ya da öngörülenden daha az bir disiplin yaptırımı uygulamış ise, bu eylemler de partiye isnat edilebilir (Benzeri yorum RP/Türkiye Kararı). Davalı siyasi partinin kuruluş tarihinin evvelinden beri yürürlükte olan yukarıda bahsedilen Anayasa ve yasa düzenlemelerinin herhangi bir gizliliği olmayıp, yazılı metinler halinde ülke mevzuatında kolaylıkla erişilebilir ve anlaşılmasını sağlayacak sadelikte kaleme alınmış olduğu sabittir. B- İç hukuk yönünden; Bir siyasi parti hakkında uygulanacak en radikal yaptırım kuşkusuz kapatma yaptırımıdır. İç hukukta siyasi partilere uygulanacak yaptırımlar düzenlenirken, bu yaptırımlar arasında siyasi partinin kapatılmasına da yer verilmiştir. a- Anayasal düzenleme ; Siyasi parti kapatma yaptırımı ve bu yaptırımın hangi hallerde söz konusu olabileceği Anayasa’nın 69 ncu maddesinde düzenlenmiştir. Böylece anayasakoyucu kapatma yaptırımı nedenlerinin yasa ile artırılmasını engellemiştir. Anayasa’nın 69 ncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre, siyasi partilerin kapatılması, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesi’nce kesin olarak karara bağlanır. Anayasa’nın 69 ncu maddesine göre siyasi partilerin kapatılması ancak üç nedenle söz konusu olabilmektedir. Buna göre: - Bir siyasi partinin tüzük ve programının Anayasa’nın 68 nci maddesinin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı olması (Anayasa md 69/5), - Bir siyasi partinin Anayasa’nın 68 nci maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı eylemlerin odağı durumuna gelmesi (Anayasa md 69/6) - Bir siyasi partinin, yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden maddi yardım alması (Anayasa md 69/10) halinde siyasi partinin kapatılmasına hükmedilmesi gerekmektedir. Anayasa’da bu üç neden sayılırken siyasi partinin “kapatılması” yerine, “temelli kapatılması” ibaresi kullanılmış olup, bu maddede ayrıca siyasi partinin temelli kapatılması dışında kapatılma nedenlerinden söz edilmiş değildir. Yukarıda belirtildiği üzere Anayasa’nın 69 ncu maddesinin dördüncü fıkrasında ise, siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin davaların Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından açılacağı ifade edilmiş, bu fıkrada da “temelli kapatılmadan” sözedilmemiştir. Dolayısıyla maddede geçen temelli kapatma ve kapatma kavramları aynı şeyi ifade etmektedir. Şöyle ki kapatma yaptırımı, Anayasa’nın 69 ncu maddesinin sekizinci ve dokuzuncu fıkrasında belirtilen “geleceğe yönelik etkiler” içerdiğinden, bu nedenle “temelli” kapatma kavramı ile de geleceğe yönelik bu etkiler kastedilmiştir. Anayasa’nın 69 ncu maddesinin onbirinci fıkrasında geçen “kapatılma davaları” ve 149 ncu maddesinin beşinci fıkrasında geçen “siyasi partilerin temelli kapatılması veya kapatılması davaları” ibareleri de bu doğrultuda yorumlanmalıdır. Anayasa’nın 69 ncu maddesinin yedinci fıkrasına göre, yukarıda belirtilen ilk iki kapatma nedenine dayalı olarak açılan davalarda, eylemin ağırlığına göre siyasi partinin temelli kapatılması yerine, devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına hükmedilebilecektir. Eylemin ağırlığını belirleyecek merci davaya bakan Anayasa

Metin kamuya açık karardan alınmıştır ve uzun kararlarda kısaltılmıştır. Künye, süre ve madde bilgilerini kaynağından doğrulayın.