Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2023/7234 E. 2023/8941 K. 12.06.2023
9. Hukuk Dairesi 2023/7234 E. , 2023/8941 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesinin 29.09.2020 tarihli ve 2020/302 Esas, 2020/341 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 22.12.2020 tarihli ve 2020/3708 Esas, 2020/733 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 12.01.2023 tarihli ve 2022/16198 Esas, 2023/365 Karar sayılı kararıyla; davacı vekilinin tüm davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (375 sayılı KHK) geçici 24 üncü maddesi kapsamında 01.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçerek ihbar olunan Çankaya Belediyesi Personel AŞ (ÇANPAŞ) bünyesinde çalışmaya başladığı, sürekli işçi kadrosuna geçiş sırasında imzalandığı açık olan sulh sözleşmesinde daha önce alt işveren işçisi olarak çalıştığı dönemlere ilişkin verdiği feragat beyanının bulunduğu, buna göre 01.04.2018 tarihine kadar olan çalışma dönemi yönünden muvazaa iddiasının kabulü ile talep edilen alacakların hüküm altına alınmasının hatalı olduğu, davacının 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) ile 375 sayılı KHK'ya eklenen ek 20 nci madde kapsamında ihbar olunan ÇANPAŞ bünyesinde hizmet alım sözleşmeleri kapsamında çalıştığı, yasal düzenleme nedeniyle davacının kadroya geçtiği tarih olan 01.04.2018 tarihinden sonraki çalışmaları için muvazaa iddiasının incelenip muvazaanın varlığı kabul edilerek talep edilen alacaklardan davalı Belediyenin sorumlu tutulmasının da hatalı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili maddi hatanın düzeltilmesi talepli dilekçesinde; ihale şartnameleri incelenmeden Dairenin önceki kararları ile çelişen nitelikte karar verildiğini, davacı kadroya geçtikten sonra da davalı Belediyenin dava dışı ÇANPAŞ'tan iş almaya devam ettiğini, buna göre davalı Belediyenin 01.04.2018, 01.01.2019 ve 01.01.2020 tarihlerinde yapılan ihale sözleşmeleri ve teknik şartnameler nedeniyle asıl işveren olmaya devam ettiğini, dolayısıyla davalı Belediyeye husumet yönetilemeyeceğinin kabul edilmesinin hatalı olduğunu, kaldı ki 696 sayılı KHK'nın belediyelerin sorumluluğunu ortadan kaldırmak için değil kamuda kadro sağlamak amacıyla getirildiğini, ÇANPAŞ'ın Daire tarafından özel hukuk tüzel kişisi kabul edildiğini, özel hukuk tüzel kişileri bakımından kadro kavramının geçerli olmadığını, davacı işçinin özel şirkette kadroya geçirilmesine imkân bulunmadığını, davacının Belediyenin emir ve talimatı altında, Belediye Zabıta Müdürlüğünde çalışmaya devam ettiğini, ayrıca kadroya geçtikten sonra yapılan ihale sözleşmesinde ücrete ilişkin açık oran var ise bu oranın uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin bozma ilâmında bir açıklama bulunmadığını, 01.04.2018 tarihinde davacının davalı Belediyeye ait ÇANPAŞ'ta kadroya geçirildiğini ve aynı tarihte davalı Belediye tarafından yapılan ihale şartnamesi ve ekleri ile davacının ücretinin brüt asgari ücretin %25 fazlası olacağının kararlaştırıldığını, bu oranın uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin de bozma ilâmında bir açıklık bulunmadığını belirterek Daire kararının kaldırılmasını ve dilekçede belirtilen sebeplerle kararın onanmasını talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından kararın maddi hataya dayandığı gerekçesi ile ortadan kaldırılması istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.1988 tarihli ve 1987/2-520 Esas, 1988/89 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, Yargıtayca temyiz incelemesinin yapıldığı sırada dosyada bulunan bir belgenin gözden kaçırılması, maddi hata sebebi olarak açıklanmıştır. Ayrıca belirtmek gerekir ki Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı kararı ile 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere Yargıtayca maddi hata sonucu verilen bir karara Mahkemece uyulmasına karar verilmesi hâlinde dahi usuli kazanılmış hak oluşmaz ve Yargıtayın hatalı bozma kararından dönülmesi mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta İlk Derece Mahkemesince, gerek davacının en baştan itibaren belediye işçisi olması gerekse 375 sayılı KHK'nın geçici 24 üncü maddesi kapsamında belediye iştirakinde işçi statüsüne geçirildikten sonraki dönem yönünden davalı Belediyenin asıl işveren olarak sorumlu olması gerekçe gösterilerek, davacının kadroya geçirildikten sonra talep ettiği ve hüküm altına alınan alacaklardan davalı Belediyenin sorumlu olduğu kabul edilmiş; Bölge Adliye Mahkemesince ise bu kabule karşı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Dairemiz bozma ilâmının (5) numaralı paragrafında; davacının sürekli işçi kadrosuna geçtiği tarihten sonraki talepleri hakkında işveren ÇANPAŞ yönünden değerlendirme yapılması gerekmekle birlikte söz konusu Şirkete karşı dava açılmadığı ve davacının yasal düzenleme nedeniyle ihbar olunan ÇANPAŞ'ta kadroya geçtiği tarih olan 01.04.2018 tarihinden sonraki çalışmaları için muvazaa iddiasının incelenip muvazaanın varlığı kabul edilerek talep edilen alacaklardan davalı Belediyenin sorumlu tutulmasının hatalı olduğu belirtilmiş ise de 375 sayılı KHK’nın geçici 24 üncü maddesi kapsamında belediye iştirakinde işçi statüsüne geçirilen davacının kadroya geçirildiği tarihten sonraki işçilik alacaklarından Belediye iştirakinden hizmet alımı yapan davalı Belediyenin asıl işveren sıfatıyla sorumluluğu bulunmaktadır. Nitekim Dairemizin benzer mahiyetteki 01.06.2022 tarihli ve 2022/5561 Esas, 2022/6900 Karar ve 18.10.2022 tarihli ve 2022/9664 Esas, 2022/12824 Karar sayılı ilâmlarında da 375 sayılı KHK'nın geçici 24 üncü maddesi kapsamında Belediye iştirakinde işçi statüsüne geçirilen işçilerin kadroya geçirildiği tarihten sonraki işçilik alacaklarından davalı Belediyenin asıl işveren sıfatıyla sorumlu tutulması bozma nedeni yapılmamıştır.
Açıklanan sebeple, Dairemizin 12.01.2023 tarihli ve 2022/16198 Esas, 2023/365 Karar sayılı kararının maddi hataya dayanması sebebiyle ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin işe giriş tarihinden itibaren davalı Belediyenin alt işverenler ile yaptığı personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmeleri kapsamında yine davalıya ait işyerinde güvenlik işçisi olarak çalışmaya başladığını, çalışmasını değişen alt işveren şirketler nezdinde sürdürdüğünü, son olarak ise 2018 yılı Nisan ayında 696 sayılı KHK kapsamında davalı Belediyenin tek ortağı olduğu personel temini amaçlı kurulan ÇANPAŞ nezdinde sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, müvekkilinin tüm çalışma döneminde zabıta görev tanımında yer alan işleri davalı işveren tarafından verilen emir ve talimatlar doğrultusunda yerine getirdiğini, davalı Belediyenin gerek sürekli kadroya geçiş öncesi gerekse kadroya geçtikten sonraki dönem bakımından 4857 sayılı İş Kanunu (4857 sayılı Kanun) hükümlerine göre sorumlu olduğunu, davacının kadroya geçirildikten sonraki dönem yönünden ücretinin eksik belirlendiğini, tüm çalışma süresi boyunca ilave tediyeye hak kazandığını ileri sürerek ücret, ikramiye, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ve ilave tediye alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasına yönelik itirazlarının bulunduğunu, öncelikle davanın müvekkili Belediye yönünden husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, davacı ile Belediye arasında herhangi bir iş sözleşmesi olmadığını, toplu iş sözleşmesinin tarafı da olmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı Belediye ile dava dışı güvenlik şirketleri ile yapılan sözleşmelerde davacının güvenlik görevlisi olarak alınmasına rağmen davalının asıl işi olan zabıta işinde çalıştırıldığı, davacının kadroya geçirildiği tarihe kadar yapılan ihale sözleşmelerinin işçi teminine yönelik olup muvazaalı olduğu, dolayısıyla davacının baştan itibaren davalının işçisi olduğunun kabulü gerektiği, davalı tarafından dosyaya davacının imzasını içeren ancak tarih içermeyen sulh sözleşmesi sunulmuş ise de söz konusu belgenin davacının gerçek iradesini yansıtmadığı, gerçek iradesi ile alınmayan ve tamamen kadroya geçmek için usulen alınan bu belgeye itibar edilmediği, bilirkişi raporunda fazla çalışma, hafta tatili, ilave tediye, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hesaplandığı, davacının 01.01.2019 tarihinden sonra eksik ödenen herhangi bir ücret alacağının bulunmadığı, davalı tarafından toplu iş sözleşmesi ve hizmet alım sözleşmelerine uygun bir şekilde ödeme yapıldığı, bu nedenle fark alacak taleplerinin yerinde olmadığı, davalı Belediye tarafından husumet itirazında bulunulmuş ise de davacının sürekli işçi kadrosuna geçişine kadar muvazaalı asıl işveren alt işveren ilişkisinden dolayı, bundan sonra ise asıl işveren olarak alacaklardan sorumlu olması sebebiyle husumet itirazına itibar edilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili; davacının 01.04.2018 tarihinde kadroya geçirilirken ücretinin brüt asgari ücretin %25 fazlası olacağına dair sözleşme yapıldığını, bunun dışında davacıya 01.01.2019 tarihine kadar ücret bordrolarında da sabit olduğu üzere brüt asgari ücretin %25 fazlasının ödendiğini, davacıdan ücretinin düşürülmesine yönelik hiçbir şekilde muvafakat alınmadığını, Ç.. B.. ile ÇANPAŞ arasında imzalanan 01.04.2018 - 31.12.2018 yürürlük süreli hizmet alım sözleşmesi ve eklerine göre davacı lehine brüt asgari ücretin %25 oranında ücret tespiti yapılması gerektiğini, kararın reddedilen kısımlar yönünden hukuka ve usule aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
2. Davalı vekili; tüm alacakların zamanaşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasına itiraz ettiklerini, davanın müvekkili Belediye yönünden husumetten reddi gerektiğini, davacının vermiş olduğu yazılı feragat beyanına itibar edilmemesinin hatalı olduğunu, davacının baştan itibaren müvekkili Belediyenin işçisi olarak kabul edilmesine dair kabulün yerinde olmadığını, tanık beyanlarını dikkate alarak hüküm kurulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, hüküm altına alınan alacakların reddi gerektiğini, ayrıca faiz başlangıç tarihi ve oranlarının hatalı olduğunu savunarak İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işyerinde davalı Belediyenin kadrolu elemanları ile birlikte çalıştığı, emir ve talimatları zabıta biriminden aldığı, tüm ekipmanların davalı tarafından karşılandığı, kadrolu zabıta elemanları ile birlikte operasyonlara katıldığı, davalı Belediye ile dava dışı güvenlik şirketleri arasında yapılan sözleşmelerde davacının, güvenlik görevlisi olarak alınmasına rağmen davalının asıl işi olan zabıta işinde çalıştırıldığı, sulh sözleşmesinin davacının kadroya geçirilirken davalı tarafından 375 sayılı KHK kapsamında usulen alınması gereken bir belge olduğu, tarih içermediği, matbu olduğu, davalı Belediye ile dava dışı alt işverenler arasındaki sözleşmelerin muvazaalı olduğu dikkate alındığında davalı Belediye yönünden geçerli olmadığı, davacı ile davalı işveren arasında imzalanmış bir sözleşmeye rastlanmadığı, davacının ücreti toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre belirlenerek ödendiğinden fark alacak taleplerinin reddine karar verilmesinin usul ve kanuna uygun olduğu, bir kısım alacakların belirsiz alacak davası bir kısmının da kısmi dava olarak açılmasında hata bulunmadığı, zamanaşımına uğrayan alacak bulunmadığı, faiz yönünden hata bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
2. Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olup olmadığı ve davacının davalı Belediyenin işçisi olarak kabul edilmesinin gerekip gerekmediği, buna bağlı olarak dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığı, alacakların ispatı, sürekli işçi kadrosuna geçiş sırasında tanzim edilen sulh sözleşmesindeki feragat beyanının talep konusu alacaklara etkisi, ücretin tespiti, dava türü, zamanaşımı, faizin türü ve başlangıç tarihleri noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107 nci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19 uncu maddesi, 4857 sayılı Kanun'un 2, 32, 41, 44, 46, 47 ve 63 üncü maddeleri.
3. 696 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 24 üncü madde şöyledir:
" İl özel idareleri ve belediyeler ile bağlı kuruluşlarında ve bunların üyesi olduğu mahalli idare birliklerinde, birlikte veya ayrı ayrı sermayesinin yarısından fazlası il özel idareleri, belediyeler ve bağlı kuruluşlarına ait şirketlerde 4734 sayılı Kanun ve diğer mevzuat hükümleri uyarınca personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmeleri kapsamında yükleniciler tarafından 4/12/2017 tarihi itibarıyla çalıştırılmakta olanlar;
a) 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin (A) bendinin (1), (4), (5), (6), (7) ve (8) numaralı alt bentlerinde belirtilen şartları taşımak,
b) Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik, yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak kazanmamış olmak,
c) Bu kapsamda çalıştırılmalarına ilişkin olarak açtıkları davalardan ve/veya icra takiplerinden feragat edeceğine dair yazılı beyanda bulunmak,
ç) En son çalıştığı idare veya şirket ile daha önce kamu kurum ve kuruluşlarında alt işveren işçisi olarak çalıştığı iş sözleşmelerinden dolayı bu madde ile tanınan haklar karşılığında herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunmayacağını ve bu haklarından feragat ettiğine dair yazılı bir sulh sözleşmesi yapmayı kabul ettiğini yazılı olarak beyan etmek,
kaydıyla bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on gün içinde hizmet alım sözleşmesini yapan idareye veya şirkete, ek 20 nci madde kapsamındaki şirketlerinde işçi statüsünde çalıştırılmak üzere yazılı olarak başvurabilirler. Başvuranların şartları taşıyıp taşımadıklarının tespiti, bu tespite itirazların karara bağlanması, şartları taşıyanların belirlenen usul ve esaslara göre yapılacak yazılı ve/veya sözlü ya da uygulamalı sınava alınması, sınav sonuçlarına itirazların karara bağlanması ve sınavda başarılı olanların işçi statüsüne geçirilmesine ilişkin süreç bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren doksan gün içinde sonuçlandırılır. Sınavlarda başarılı olanlar, varsa bu fıkranın (c) bendinde öngörülen davalardan feragat ettiklerini tevsik eden belgeyi ve/veya icra takibine konu alacaktan feragat ettiğine dair icra müdürlüğünden alınacak belgeyi ibraz etmek, bu fıkranın (ç) bendinde öngörülen sulh sözleşmesini ibraz etmek ve aynı fıkrada öngörülen şartları taşımaya devam etmek kaydıyla, sınav sonuçlarının kesinleşmesini müteakip, ek 20 nci madde kapsamındaki şirketlerinde işçi statüsünde topluca işe başlatılır. Bunların istihdam süreleri hiçbir şekilde sosyal güvenlik kurumlarından emeklilik, yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak kazandıkları tarihi geçemez. Bu fıkra kapsamında feragat edilen davalara veya takiplere ilişkin yargılama ve takip giderleri davacı veya takip eden üzerinde bırakılır ve taraflar lehine vekalet ücretine hükmolunmaz, hükmedilenler tahsil edilmez ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar tahsil edilenler ise iade edilmez. Bu fıkra kapsamında yapılacak sulh sözleşmelerinden damga vergisi alınmaz.
Geçici 23 üncü maddenin ikinci, üçüncü, yedinci, sekizinci, dokuzuncu, onuncu, onikinci ve onaltıncı fıkraları hükümleri bu madde kapsamında yer alanlar hakkında da kıyasen uygulanır.
Özel güvenlik görevlilerinden bu madde kapsamında geçiş işlemleri yapılanlar, 5188 sayılı Kanun hükümlerine de tabi olmaya devam eder.
Şirketlerde işçi statüsüne geçirilenlerden, geçiş işlemi yapılırken mevcut işyerinin girdiği işkolunda kurulu işyerinden bildirilenlerin ücreti ile diğer mali ve sosyal hakları, bu madde kapsamındaki şirketlerde geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan, Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesinin bitimine kadar bu toplu iş sözleşmesinin uygulanması suretiyle oluşan ücret ile diğer mali ve sosyal haklardan fazla olamaz. Şirketlerde işçi statüsüne geçirilenlerden; geçişten önce toplu iş sözleşmesi bulunmadığından işçi statüsüne geçirildiği tarihte yürürlükte olan bireysel iş sözleşmesi hükümlerinin geçerli olduğu işçiler ile geçiş işleminden önce yapılan ve geçişten sonra yararlanmaya devam ettiği toplu iş sözleşmesi bulunmakla birlikte bu madde kapsamındaki şirketlerde alt işveren işçilerini kapsayan, Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesinin bitiminden önce toplu iş sözleşmesi sona eren işçilerin ücreti ile diğer mali ve sosyal hakları, bu madde kapsamındaki şirketlerde geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan, Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesine göre belirlenir. Bu madde kapsamındaki şirketlerde; 6356 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinde belirtilen mevcut işyerleri bakımından anılan Kanuna uygun olarak yetki başvurusunda bulunulabilir, ancak geçişi yapılan işçiler için yeni tescil edilen işyerlerinde, geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan, Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesinin sona erme tarihinden sonra yetki başvurusunda bulunulabilir.
Bu maddeye göre feshedilmiş sayılan veya iş eksilişi yapılan hizmet alım sözleşmeleri kapsamında idarelere ait işyerlerinde hizmetlerin yürütülmesinde fiilen kullanılmakta olan taşınırlar ile tüketim malzemelerinden hizmetin sunulabilmesi için ihtiyaç duyulduğu ilgili şirketlerce belirlenenlerin satın alınmasına veya kiralanmasına, en az üç kişiden oluşan komisyon tarafından karar verilir. Bu karara dayalı olarak tespit ed
Metin kamuya açık karardan alınmıştır ve uzun kararlarda kısaltılmıştır. Künye, süre ve madde bilgilerini kaynağından doğrulayın.